İcra ve İflas Kanunu cildi önünde menfi tespit davası dilekçesi, kalem ve tokmak
Borçlar Hukuku

Menfi Tespit Davası: Borçlu Olmadığınızı İspat (İİK m.72)

29 Eylül 2026 11 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
İcra ve İflas Kanunu cildi önünde menfi tespit davası dilekçesi, kalem ve tokmak

İcra ve İflâs Kanunu'nun 72. maddesinin ilk cümlesi şudur: "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit dâvası açabilir."

Cümle kısa, sonuçları ağırdır. Bu dava, hakkında takip başlatılan veya başlatılacak olan kişinin "ben bu parayı borçlu değilim" iddiasını mahkeme önüne taşıdığı yoldur. Ancak davanın ne zaman açıldığı, takibin durup durmayacağını tamamen değiştirir. Takipten önce açılan dava teminat karşılığında takibi durdurabilirken, takipten sonra açılan dava takibi durduramaz.

Bu ayrımı bilmeden açılan davalar, kazanılsa dahi borçluyu haciz ve satıştan kurtaramaz. Aşağıda teminat oranları, ispat yükünün kimde olduğu, tazminatın hangi şartla doğduğu ve menfi tespitin istirdat ile itirazın iptali davasından farkı ele alınıyor.

Güncel durum (Eylül 2026): Eylül 2024'ten bu yana İİK m.72'yi değiştiren bir düzenleme yapılmadı. 7571 sayılı Kanun (R.G. 25/12/2025-33118) İİK'nın m.134, m.278 ve Ek 1. maddesini, 7589 sayılı Kanun (R.G. 31/7/2026-33326) ise m.114'ü değiştirdi; m.72'ye iki kanun da dokunmadı. İcra ve İflâs Kanunu'nun yerini alması için hazırlanan Cebrî İcra Kanunu Taslağı menfi tespit davasını yeniden düzenlemeyi öngörüyor, ancak taslak yasalaşmadı. Basına yansıyan taslak hükümleri bağlayıcı değildir; bugün uygulanan hüküm İİK m.72'dir.

Menfi Tespit Davası Ne Zaman Açılır?

Davanın açılma anı, sonuçlarını belirleyen tek değişkendir. Üç ihtimal vardır.

Takibin başlayıp başlamadığına göre menfi tespitte tedbir, en az yüzde 15 teminat ve istirdat akışı
Takipten önce açılan dava ile takipten sonra açılan dava farklı sonuç doğurur.

Takip başlamadan önce. Borçlu, hakkında takip yapılacağını öğrendiğinde beklemeden dava açabilir. Elinde bir senet olduğunu iddia eden kişiye karşı, o senedin bedelsiz olduğunu ileri sürerek harekete geçen borçlu bu yoldadır.

Takip sırasında. Ödeme emri tebliğ edilmiş, hatta takip kesinleşmiş olabilir. Bu aşamada da dava açılabilir; ancak takibi durdurma imkânı sınırlıdır.

Borç ödendikten sonra. Bu artık menfi tespit değil, istirdat davasıdır. Borçlu ödediği parayı geri ister.

Takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılıp açılamayacağı, uygulamada tartışılmış bir sorudur. Yargıtay'ın yerleşen yaklaşımına göre ödeme emrine itiraz süresinin geçmiş ve takibin kesinleşmiş olması, davacının hukuki yararını ortadan kaldırmaz; hukuki yarar dava tarihine göre değerlendirilir. Buna karşılık öğretide bir kesim, cebrî icra aşamasına geçilmiş bir dosyada menfi tespitin pratik faydasının istirdat davasından farksızlaştığını, borçlunun zaten takibi durduramayacağını vurgular. İki yaklaşım arasındaki fark, dava açılırken hangi tedbir talebinin ileri sürüleceğini belirler.

Menfi Tespit Davası İhtiyati Tedbir: Yüzde On Beş Teminat

İİK m.72'nin ikinci ve üçüncü fıkraları, iki ayrı tedbir rejimi kurar.

Takipten önce açılan davada mahkeme, talep üzerine, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

Takipten sonra açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlunun elindeki tek imkân, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istemektir.

KonuTakipten önce açılan davaTakipten sonra açılan dava
Takip durur muTeminat karşılığında durdurulabilirDurdurulamaz
Tedbirin içeriğiTakibin durdurulmasıVeznedeki paranın alacaklıya verilmemesi
Teminat oranıAlacağın en az yüzde on beşiAlacağın en az yüzde on beşi
Haciz ve satışTedbirle önlenebilirDevam eder

Yüzde on beş, kanunun çizdiği alt sınırdır. Mahkeme somut olayın koşullarına göre daha yüksek teminata hükmedebilir; daha düşüğüne karar veremez.

Teminatın türü konusunda İİK m.72 sessizdir. Bu boşlukta HMK m.87 uygulanır: "Bir davada verilecek teminatın tutarını ve şeklini hâkim serbestçe tayin eder." Nakit, banka teminat mektubu veya mahkemece kabul edilen başka bir değer teminat olarak gösterilebilir. Kesin ve genel geçer bir kural bulunmadığından, teminat mektubunun kabul edilip edilmeyeceği dosya bazında mahkemeden sorulmalıdır.

İİK m.16 uyarınca icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikâyet yolu ayrıca saklıdır. Tedbir kararı ise kendiliğinden sonuç doğurmaz. Kararın icra dosyasına bildirilmesi ve dosyaya işlenmesi gerekir; bu yapılmadığı sürece icra müdürlüğü takibe devam eder.

Menfi Tespit İspat Yükü Kimde?

Davanın adı "borçlu olmadığının tespiti" olduğundan, ispat yükünün davacıda olduğu sanılır. Kural bunun tersidir.

Genel ilkeye göre bir alacağın varlığını iddia eden taraf onu ispatlamakla yükümlüdür. Menfi tespit davasında alacağın varlığını iddia eden, davalı konumundaki alacaklıdır. Dolayısıyla kural olarak alacaklı alacağının varlığını ispatlar; davacı borçlu, olmayan bir şeyi ispatlamak zorunda bırakılmaz.

Bu kuralın en önemli istisnası kambiyo senetlerindedir. Bono soyut bir borç ikrarı niteliğinde olduğundan, senedin bedelsiz olduğunu ileri süren borçlu kural olarak bunu ispatla yükümlüdür; senetteki "nakden" veya "malen" kaydı bu karineyi güçlendirir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5 Şubat 2019 tarihli, 2017/19-821 E., 2019/58 K. sayılı kararı bu noktada bir ayrıntıyı netleştirmiştir. Her iki tarafın da senedin mal karşılığı olmadığını ileri sürdüğü, yani senedin çift taraflı olarak talil edildiği hâllerde dahi genel kural değişmez: ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Kararda, ilk derece mahkemesinin ispat yükünü davalıya yüklemesi bozma sebebi sayılmıştır.

İstirdat davasında ispat yükü daha dardır. İİK m.72'nin son fıkrası bunu açıkça düzenler: "Dâvacı istirdat dâvasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur."

Yüzde Yirmi Tazminat Hangi Şartla Doğar?

Dava iki yönlü bir tazminat riski taşır. Sık yapılan hata, iki yönün şartlarının aynı sanılmasıdır. Değildir.

Dava reddedilirse (alacaklı kazanırsa): İhtiyati tedbir kararı kalkar. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunur ve bu tazminat her hâlde alacağın yüzde yirmisinden aşağı tayin edilemez. Burada alacaklının, borçlunun kötü niyetini ispat etmesi gerekmez; tedbir nedeniyle alacağını geç tahsil etmiş olması yeterlidir.

Dava kabul edilirse (borçlu kazanırsa): Takip derhal durur. Ancak borçlu lehine tazminat kendiliğinden doğmaz. Kanun metni iki şartı birlikte arar: "Borçluyu menfi tesbit dâvası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dâva sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir."

Üç unsur aranır:

  1. Takibin haksız olması. Bu, davanın kabulüyle zaten ortaya çıkar.
  2. Takibin kötü niyetli olması. Bunun ayrıca ispatlanması gerekir. Haksızlık tek başına yetmez.
  3. Borçlunun talepte bulunması: mahkeme re'sen hükmetmez. Dava dilekçesinde bu talep yoksa tazminata karar verilmez.
SonuçKimin lehineOranAranan şart
Dava reddedilirAlacaklıEn az yüzde yirmiİhtiyati tedbir kararı verilmiş ve alacak bu yüzden geç alınmış olmalı; kötü niyet aranmaz
Dava kabul edilirBorçluEn az yüzde yirmiTakibin haksız ve kötü niyetli olması + talep

Kötü niyetin nasıl değerlendirileceği de tartışılmıştır. Bir dönem, takibin haksız ve kötü niyetli olup olmadığının yalnızca takibin başlangıç anına göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sonraki yaklaşımda ise takibin bir bütün olarak değerlendirilmesi benimsenmiş; alacaklının ibraname aldıktan sonra yeniden hacze başvurması gibi davranışların da kötü niyet göstergesi sayılabileceği kabul edilmiştir. İkinci yaklaşım, takip başlatıldığı anda haklı görünen ama sonradan dayanaksız kalan takipler bakımından borçluya imkân tanımaktadır.

İstirdat Davası ve Bir Yıllık Süre

Yargılama sırasında borç ödenirse dava kendiliğinden sona ermez. İİK m.72, bu hâlde davaya istirdat davası olarak devam edileceğini öngörür. Borçlunun yeniden dava açmasına gerek yoktur.

Bağımsız istirdat davası ise farklı bir durumu düzenler: takibe hiç itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde genel hükümlere göre paranın geri alınmasını isteyebilir.

Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir; durmaz, kesilmez ve mahkemece re'sen gözetilir. Başlangıç anı bakımından dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin cebrî icra tehdidi altındaki ödemenin tamamen yapılmasıyla işlemeye başlamasıdır. Taksitle yapılan kısmi ödemelerde süre henüz başlamaz; son taksit ödendiğinde işlemeye başlar.

Borcunu kendi rızasıyla, hiçbir icra baskısı olmadan ödeyen kişi bu maddeden yararlanamaz. İstirdat davasının şartı, ödemenin cebrî icra tehdidi altında yapılmış olmasıdır.

Menfi Tespit, İtirazın İptali ve İstirdat Arasındaki Fark

Üç dava sık karıştırılır. Ayrım, kimin hangi aşamada ne istediğinde yatar.

Menfi tespit, itirazın iptali ve istirdat davalarında davacı, süre, takibe etki ve tazminat karşılaştırması
Üç dava; davayı kimin açtığı, süre ve takibe etkisi bakımından ayrışır.

İtirazın iptali davası İİK m.67'de, menfi tespit ve istirdat ise İİK m.72'de düzenlenmiştir.

Kim açar ve ne zaman:

KriterMenfi tespitİtirazın iptaliİstirdat
DavacıBorçluAlacaklıBorçlu
ZamanıTakipten önce veya takip sırasındaİtirazın tebliğinden itibaren bir yılÖdemeden itibaren bir yıl
AmacıBorçlu olunmadığının tespitiİtirazın kaldırılıp takibin sürmesiÖdenen paranın geri alınması

Sonuçları:

KriterMenfi tespitİtirazın iptaliİstirdat
Takibe etkisiÖnce açılırsa tedbirle durur, sonra açılırsa durmazDuran takip devam ederTakip sona ermiştir
TazminatHer iki yönde en az yüzde yirmiİcra inkâr tazminatı en az yüzde yirmiMenfi tespitten dönüşmüşse aynı rejim
Dava şartı arabuluculukTicari nitelikte ise aranırTicari nitelikte ise aranırTicari nitelikte ise aranır

Seçim hatası pahalıya mal olur. Alacaklının açması gereken itirazın iptali davası yerine borçlunun menfi tespit açması, bir yıllık hak düşürücü sürenin alacaklı aleyhine işlemesini durdurmaz.

Menfi Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Uyuşmazlık ticari nitelikteyse evet. Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi, 7445 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra dava şartı arabuluculuğu açıkça sayılan davalara bağlar: ticari davalardan "konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Bu nedenle ticari bir alacaktan kaynaklanan takipte menfi tespit davası açacak borçlu, önce arabuluculuk bürosuna başvurmalıdır. Arabulucuya gitmeden açılan dava, HUAK m.18/A uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Takip devam ederken bu sürenin kaybedilmemesi için ihtiyati tedbir talebinin zamanlaması ayrıca planlanmalıdır.

Uyuşmazlık ticari değilse bakılacak ikinci yer, belirli uyuşmazlıkları dava şartı kapsamına alan HUAK m.18/B'dir: kira ilişkisi, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşuluk hakkından doğan uyuşmazlıklar. Örneğin kira alacağına dayalı bir takibe karşı açılacak menfi tespit davası da bu kapsamdadır. Tüketici ve iş uyuşmazlıkları için kendi özel kanunlarındaki arabuluculuk hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev, alacağın niteliğine göre belirlenir; tek bir görevli mahkeme yoktur.

Alacağın niteliğiGörevli mahkeme
Her iki taraf tacir ve iş ticari; kambiyo senedinden doğan alacakAsliye ticaret mahkemesi
Ticari nitelik taşımayan genel alacakAsliye hukuk mahkemesi
Tüketici işleminden doğan alacakTüketici mahkemesi
İş ilişkisinden doğan alacakİş mahkemesi

Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen gözetilir. Görevsiz mahkemede açılan dava, davalı itiraz etmese dahi görevsizlikle sonuçlanır.

Yetki bakımından İİK m.72'nin son fıkrası seçimlik bir kural getirir: menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Adana'da başlatılmış bir takibe karşı borçlu, hem Adana mahkemelerinde hem de alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde dava açma imkânına sahiptir.

Bu özel yetki kuralı, doğası gereği takip başlatıldıktan sonra anlam taşır. Takipten önce açılan davada henüz bir icra dairesi bulunmadığından genel yetki kuralları uygulanır.

Menfi Tespit Davası Adım Adım

  1. Takibin aşamasının tespiti: Takip başlamış mı, ödeme emri tebliğ edilmiş mi, kesinleşmiş mi? Bu tespit hangi tedbirin isteneceğini belirler.
  2. Görevli mahkemenin belirlenmesi: Alacağın ticari, tüketici veya iş ilişkisinden doğup doğmadığına bakılır.
  3. Dava dilekçesinin hazırlanması: Borçlu olunmadığının tespiti talep edilir; kötü niyet iddiası varsa tazminat talebi açıkça yazılır.
  4. Tedbir talebi ve teminat: Alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat gösterilerek ihtiyati tedbir istenir.
  5. Tedbir kararının icra dosyasına bildirilmesi: Karar dosyaya işlenmeden takip durmaz.
  6. Yargılama ve ispat: Kural olarak alacağın varlığını alacaklı ispatlar; kambiyo senedine dayalı takiplerde ise senedin bedelsizliğini borçlu ispatlar.
  7. Karar ve tazminat: Ret hâlinde, ihtiyati tedbir verilmişse alacaklı lehine, kabul ve kötü niyet hâlinde talep üzerine borçlu lehine en az yüzde yirmi tazminat.

Maliyet: Harç ve Teminat

Menfi tespit davası, konusu para ile ölçülebilen bir dava olduğundan nispî harca tabidir. Harç, borçlu olunmadığı ileri sürülen miktar üzerinden hesaplanır. Bazı kaynaklarda yer alan "maktu harca tabidir" bilgisi doğru değildir.

Kırmızı bantlı icra dosyaları, pencereli zarf, hesap makinesi ve yapışkan not kâğıtları
Teminat tutarı, dava açmadan önce hesaplanması gereken ilk kalemdir.

31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 98) ile belirlenen 2026 tutarları:

Kalem2026 değeri
Asliye mahkemeleri başvurma harcı732,00 TL
Nispî karar ve ilam harcı oranıBinde 68,31

Harç dışında en önemli kalem teminattır. Alacağın yüzde on beşi, yüksek tutarlı takiplerde ciddi bir nakit yükü doğurur. Teminatın nakit yerine banka teminat mektubuyla karşılanıp karşılanamayacağının dava açılmadan önce değerlendirilmesi, nakit akışı açısından belirleyici olabilir.

Gider avansı, tebligat ve bilirkişi ücretleri ayrıca doğar; bu kalemler yıllık tarifelere göre değiştiğinden güncel tutarlar mahkeme yazı işleri müdürlüğünden teyit edilmelidir.

Sık Yapılan Sekiz Hata

  1. Takip başladıktan sonra takibin durdurulmasını istemek: İİK m.72/3 buna izin vermez. Doğrusu: veznedeki paranın alacaklıya verilmemesi istenir.
  2. Tazminat talebini dilekçeye yazmamak: Mahkeme re'sen hükmetmez. Doğrusu: kötü niyet iddiası ve tazminat talebi açıkça yazılır.
  3. Haksızlığı kötü niyet sanmak: Davanın kabulü tek başına tazminat doğurmaz; kötü niyet ayrıca ispatlanır.
  4. Tedbir kararını icra dosyasına bildirmemek: Karar dosyaya işlenmeden takip devam eder.
  5. Senede karşı ispat yükünü hafife almak: Bonoda bedelsizliği borçlu ispatlar; "nakden" kaydı bu karineyi güçlendirir. Doğrusu: bedelsizlik delilleri baştan hazırlanır.
  6. Arabulucuya gitmeden dava açmak: Ticari nitelikteki menfi tespit ve istirdat davaları TTK m.5/A uyarınca dava şartı arabuluculuğa tabidir. Doğrudan açılan dava usulden reddedilir.
  7. İstirdat süresini kısmi ödemeden başlatmak: Bir yıllık süre, ödemenin tamamlanmasıyla işlemeye başlar.
  8. Görevli mahkemeyi alacağın niteliğine göre belirlememek: Görevsizlik kararı zaman kaybettirir.

Sonuç

Menfi tespit davasında sonucu belirleyen üç karar dava açılmadan önce verilir: davanın takipten önce mi sonra mı açılacağı, hangi tedbirin isteneceği ve tazminat talebinin dilekçeye konulup konulmayacağı. Üçü de sonradan telafisi güç tercihlerdir.

Takip henüz başlamamışsa beklemek yerine harekete geçmek, takibin teminat karşılığında durdurulmasını mümkün kılar. Takip başlamışsa beklenti buna göre ayarlanmalı, haciz ve satışın devam edeceği hesaba katılmalıdır. Senede dayalı takiplerde ise bedelsizliği ispat yükünün borçluda olduğu baştan bilinmeli, bedelsizlik delilleri dava açılmadan toplanmalıdır.

Takip dosyası ve senet aslı incelenmeden somut bir değerlendirme yapılamayacağından, dosyanızın durumu için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz gerekir. İcra sürecinin diğer aşamaları için icra hukuku başlığına, kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlıklar için karşılıksız çek suçu yazısına, maaş üzerindeki hacizler için maaş haczi konusuna bakılabilir.

Kaynaklar ve ileri okuma


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir.

Sık Sorulan Sorular

Menfi tespit davası açınca icra takibi durur mu?
Yalnızca takipten önce açılmışsa ve mahkeme teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verirse durur. Takip başladıktan sonra açılan davada takibin durdurulmasına karar verilemez; bu hâlde istenebilecek tek şey, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesidir.
Teminat olarak ne kadar yatırmam gerekir?
Kanun, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat öngörür. Bu bir alt sınırdır; mahkeme somut olayın koşullarına göre daha yüksek teminata hükmedebilir. Teminatın tutarı ve şekli HMK m.87 uyarınca hâkim tarafından belirlenir.
Davayı kazanırsam alacaklıdan tazminat alabilir miyim?
Kendiliğinden alamazsınız. Tazminat için takibin hem haksız hem de kötü niyetli olduğunun anlaşılması ve sizin bunu talep etmiş olmanız gerekir. Şartlar gerçekleşirse tazminat, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olamaz.
Davayı kaybedersem ne olur?
İhtiyati tedbir kararı kalkar ve alacaklının tedbir nedeniyle uğradığı zarar aynı davada takdir edilerek karara bağlanır. Tazminat, alacağın yüzde yirmisinden az olamaz. Alacaklının ayrıca kötü niyetinizi ispatlaması gerekmez.
Menfi tespit davasında ispat yükü kimde?
Kural olarak alacağın varlığını iddia eden davalı alacaklıdadır. Ancak kambiyo senedine dayalı takiplerde senedin bedelsiz olduğunu davacı borçlu ispatlar; senetteki "nakden" veya "malen" kaydı bu karineyi güçlendirir. İstirdat davasında davacı yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispatla yükümlüdür.
Borcu ödedim, hâlâ dava açabilir miyim?
Menfi tespit davası sırasında ödeme yapılmışsa davaya istirdat davası olarak devam edilir; yeniden dava açmanız gerekmez. Hiç dava açmamışsanız, cebrî icra tehdidi altında ödediğiniz parayı ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davasıyla talep edebilirsiniz.
İstirdat davasındaki bir yıllık süre ne zaman başlar?
Cebrî icra tehdidi altındaki ödemenin tamamen yapılmasıyla başlar. Taksitle ödeme yapılan dosyalarda süre son taksitin ödenmesiyle işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücüdür; durmaz, kesilmez ve mahkemece re'sen gözetilir.
Menfi tespit davası öncesinde arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Uyuşmazlık ticari nitelikteyse evet. TTK m.5/A, ticari davalardan menfi tespit ve istirdat davalarını da açıkça sayar; arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Kira ilişkisinden doğan takiplerde HUAK m.18/B uyarınca da arabuluculuk dava şartıdır.
Dava hangi mahkemede açılır?
Görev alacağın niteliğine göre belirlenir: ticari alacakta asliye ticaret, tüketici işleminde tüketici, iş ilişkisinde iş mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi. Yetki bakımından takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesi seçimlik olarak yetkilidir.
Yeni Cebrî İcra Kanunu menfi tespiti değiştirecek mi?
Cebrî İcra Kanunu Taslağı menfi tespit davasını yeniden düzenlemeyi öngörmektedir, ancak taslak henüz yasalaşmamıştır. Bu yazının hazırlandığı tarihte yürürlükteki hukuk İİK m.72'dir; taslak hükümlerine dayanarak işlem yapılması doğru olmaz.
#BorçlarHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Ayrıntılar: KVKK Aydınlatma Metni.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler