Zincirle kilitlenmiş eski demir bahçe kapısı ve arkasında müstakil bir ev
Taşınmaz & Gayrimenkul Hukuku

Ecrimisil ve Elatmanın Önlenmesi Davası: Süre ve Tazminat

03 Kasım 2026 15 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
Zincirle kilitlenmiş eski demir bahçe kapısı ve arkasında müstakil bir ev

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.683/2, malike iki yol verir: malını haksız elinde bulunduran kişiye karşı istihkak davası açmak ve her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava etmek. Elatmanın önlenmesi müdahaleyi sona erdirir.

Geçmişte işgal yüzünden kaybedilen kullanım değerini ise ecrimisil (haksız işgal tazminatı) karşılar. İki talep aynı dilekçede birlikte istenebilir, ama süreleri, şartları ve ispat yükleri aynı değildir.

Yürürlükteki hukuk bakımından iki not gerekir. 7589 sayılı Kanun TMK'da yalnız m.440 ve m.444'ü değiştirmiştir; bu makalenin dayandığı TMK m.683 ve m.995'e dokunmamıştır.

Buna karşılık 16.07.2026 tarihinde kabul edilen ve 31.07.2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun usul tarafını etkilemiştir: HMK m.107 (belirsiz alacak davası) yürürlükten kalkmış, m.109'a eklenen dördüncü fıkra kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılmasına imkân vermiş, m.362'ye de temyize ilişkin yeni bir fıkra eklenmiştir.

Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre, yürürlükten kaldırılan eski m.107 kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder.

İki Davanın Farkı: Amaç, Dayanak ve Süre

Elatmanın önlenmesi geleceğe, ecrimisil geçmişe bakar. Malikin taşınmazına bir başkası girmişse, yapı yapmışsa ya da kullanımını engelliyorsa birinci talep müdahalenin kaldırılmasıdır. İkinci talep, aynı işgal dönemi için kira bedeli düzeyinde bir tazminattır.

Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarının dayanağını ve sürelerini yan yana karşılaştıran iki sütunlu tablo
Elatmanın önlenmesi müdahaleyi durdurmayı, ecrimisil ise haksız işgal dönemi için tazminatı hedefler ve süre kuralları da farklıdır.
Elatmanın önlenmesiEcrimisil
DayanakTMK m.683/2TMK m.995/1 ve Yargıtay uygulaması
TalepMüdahalenin sona ermesiİşgal dönemi için tazminat
Karşı tarafMüdahaleyi sürdüren kişiİyiniyetli olmayan işgalci
SüreKanunda dava açma süresi yokDava tarihinden geriye beş yıl
Görevli mahkemeAsliye hukuk (HMK m.2/1)Asliye hukuk (HMK m.2/1)

Üçüncü bir yol daha vardır ve bununla karıştırılabilir: zilyetliğin korunması. Zilyetliği alınan kişi TMK m.982 (gasp), zilyetliğine saldırılan kişi TMK m.983 (saldırı) uyarınca dava açar.

Bu davalar sulh hukuk mahkemesinin görevindedir (HMK m.4/1-c) ve dava hakkı zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden itibaren iki ay, her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m.984). Mülkiyete dayanan elatma davası bu kısa sürelere bağlı değildir.

Kira ilişkisi varsa tablo değişir. Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar, kira alacağı davaları dahil, sulh hukuk mahkemesinin görevindedir (HMK m.4/1-a). Taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunuyorsa istenen şey ecrimisil değil kira bedelidir. Ecrimisil, sözleşmeye dayanmayan işgalin tazminatıdır.

Hazine ve kamu tüzel kişilerine ait taşınmazlarda özel kanunlardaki idari usuller devreye girebilir ve ayrıca incelenmelidir.

Elatmanın Önlenmesi Davası Nasıl İşler?

TMK m.683/2'ye göre malik, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Dava açabilmek için davacının taşınmaz üzerinde mülkiyet gibi bir hakkı, davalının ise bu hakla bağdaşmayan bir müdahalesi olmalıdır.

Müdahale bir yapıdan, ekimden, geçit açmaktan ya da kapıya kilit vurmaktan doğabilir. Davalı bir hakka dayanıyorsa (kira, irtifak, paydaşlık gibi) mahkeme önce bu savunmanın haklı olup olmadığını inceler.

Kanun elatmanın önlenmesi için bir dava açma süresi öngörmez; TMK m.683'te süre yoktur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.12.2017, 2015/5679 E., 2017/7298 K. sayılı kararında, TMK m.683 ve devamına dayanan elatmanın önlenmesi ve yıkım davasında haksız eylem niteliğindeki elatmanın önlenmesi davalarının hak düşürücü süre ve zamanaşımına tabi olmadığını belirtmiş, süre dolduğu gerekçesiyle verilen ret hükmünü bozmuştur.

Bunun sınırı, davalının ileri sürebileceği ayrı bir hak savunmasıdır: kazandırıcı zamanaşımı (TMK m.712 ve m.713) gibi bir iddia kanıtlanırsa dava reddedilebilir. Yani sürenin olmaması davanın kazanılacağı anlamına gelmez.

Müdahale bir yapıyla sürüyorsa uygulamada eski hâle getirme veya yıkım talepleri de dava konusu yapılır. Süreç uzayacaksa ihtiyati tedbir istenebilir: hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından endişe edilmesi hâlinde HMK m.389/1 uyarınca tedbir kararı verilebilir ve talep dava açılmadan önce veya dava sırasında ileri sürülür (HMK m.390/1). İhtiyati tedbir talepleri adli tatilde de görülür (HMK m.103/1-a).

Ecrimisil Nedir ve Kimden İstenir?

TMK m.995/1'e göre iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoyması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat öder. İyiniyetli zilyet ise şeyi hakkına uygun biçimde kullandığı sürece tazminat ödemek zorunda değildir (TMK m.993/1). Bu yüzden işgalcinin iyiniyetli olup olmadığı davanın ilk sorusudur.

Paydaştan ecrimisil istemenin adımlarını, yazılı bildirimden istenebilecek döneme kadar sıralayan akış şeması
Ecrimisil talebinde bildirimin ne zaman ve nasıl yapıldığı, hangi dönem için tazminat istenebileceğini belirler.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 06.05.2019, 2018/3523 E., 2019/4629 K. sayılı kararında ecrimisili, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi saymış ve zararın en azı kira geliri karşılığı olduğunu belirtmiştir. Olayda taşınmaza ilişkin, muris muvazaasına dayalı bir tapu iptal ve tescil davası da derdestti.

Daire, murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı devirler geçersiz olduğundan bunlarla taşınmazı edinen kişinin işgalinin iyiniyetli sayılamayacağını ve mal kaçırılan mirasçının ecrimisil isteyebileceğini belirtmiş, ancak tapu iptal davasının ecrimisil davasının sonucunu etkileyeceği gerekçesiyle o davanın kesinleşmesi beklenmeden hüküm kurulmasını doğru bulmayarak hükmü bozmuştur.

Daire kabule göre de üç noktaya değinmiştir: bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmemiş, süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ine değer verilmiş ve bazı yıllar için talep aşılmıştır.

Ecrimisil bedelinin hesabı bilirkişi ve keşif gerektirir. Aynı karara göre ilk dönem için taşınmazın serbest şartlarda getirebileceği kira, emsallerle karşılaştırılarak yörenin rayicine göre belirlenir; sonraki dönemlerin bedeli ise ilk dönem miktarına ÜFE artış oranının tamamı yansıtılarak bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Varsayımsal bir örnek: bilirkişi ilk yıl için 120.000 TL rayiç bulur, ÜFE artışı yüzde 30 ise ikinci yıl için en az 156.000 TL hesaplanır.

Hâkim talebin üzerine çıkamaz (HMK m.26/1). Dilekçedeki rakam bilirkişi raporundan düşükse mahkeme, raporun gösterdiği tutara değil talep sonucuna bağlı kalır. Bu nedenle ecrimisil miktarı yazılırken eksik bırakmamak gerekir.

Paydaşlar ve Mirasçılar Arasında Ecrimisil

Ecrimisil uyuşmazlıkları paylı mülkiyette de ortaya çıkar. TMK m.693/1 her paydaşa, diğerlerinin haklarıyla bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanma ve onu kullanma yetkisi verir. Bir paydaş taşınmazı tek başına kullanıyor diye diğeri kendiliğinden ecrimisil alamaz.

Paydaşlar arasında ecrimisil için intifadan men bildirimi aranmayan altı hâli listeleyen şema
Paydaşlar arasında bildirim şartı aranmayan hâller kararlarda ayrıca sayılmıştır ve her somut olay bu hâllere göre değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.09.2020, 2017/1256 E., 2020/706 K. sayılı kararında kuralı şöyle koymuştur: paydaşın diğer paydaştan ecrimisil isteyebilmesi, kural olarak yararlanmadan men isteğine karşı konulması hâlinde mümkündür. İntifadan men koşulu, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğini davalı paydaşa bildirmesine bağlıdır.

Kararda sayılan istisnalar şunlardır: taşınmazın kamu malı olması; bağ ve bahçe gibi doğal ürün veren ya da işyeri ve konut gibi kiraya verilerek gelir getiren bir yer olması; işgal eden paydaşın yerin tamamında hak iddia edip diğerlerinin paydaşlığını inkâr etmesi; kullanım anlaşmasıyla her paydaşın yararlanacağı bölümün belli olması; davacının daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil gibi bir dava açmış ya da icra takibi yapmış olması.

Aynı karar fiilî taksime de yer verir. Taşınmazın kullanım biçimi tüm paydaşlar arasında bir sözleşmeyle ya da fiilî bir kullanımla belirlenmişse, bu düzene göre taşınmazı kullanan paydaştan ecrimisil istenemez. Olayda yerel mahkeme ecrimisil istemini kabul etmiş, Özel Daire (1. Hukuk Dairesi) araştırma eksikliği nedeniyle hükmü bozmuş, mahkeme kabul kararında direnmiştir.

Taşınmazın büyük bölümü uzun yıllardır şeftali bahçesi olarak kullanılıyordu; Genel Kurul, bu bölümün davacıların ve davalının paylarına fiilen özgülendiği, yani paylarla orantılı bir fiilî kullanım biçiminin oluştuğu gerekçesiyle direnmeyi uygun bulmuş ve yalnızca ecrimisil miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı 1. Hukuk Dairesine göndermiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 25.04.2016, 2015/2730 E., 2016/5013 K. sayılı kararında aynı mantığı uygulamıştır: semere getiren fındık bahçeleri bakımından ecrimisil kabul edilmiş, gelir getirmeyen bölümlerde intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Pratikte güvenli yol, intifadan men bildirimini yazılı ve tebliği ispatlanabilir biçimde (ihtarname) yapmak ve ecrimisil istenen dönemi bu tarihe göre belirlemektir. İstisnalardan birine dayanılıyorsa dilekçede bu olgular ayrıca ve açıkça yazılmalıdır.

Ecrimisilde Zamanaşımı: Dava Tarihinden Geriye Beş Yıl

Ecrimisil istemi için kanunda ayrı bir süre yazılı değildir; süre Yargıtay uygulamasından gelir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yukarıdaki kararına göre ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/2730 E., 2016/5013 K. sayılı kararı da aynı süreyi uygulamıştır.

Ecrimisilde beş yıllık zamanaşımının işleyişini ve cevap dilekçesindeki itiraz süresini gösteren dört adımlık akış
Zamanaşımı dava tarihinden geriye doğru hesaplanır ve davalının bu itirazı cevap süresi içinde ileri sürmesi gerekir.

Süre bir zamanaşımıdır ve davalının itirazına bağlıdır. İki kararda da ortak nokta, itirazın süresinde yapılması gerektiğidir. 1. Hukuk Dairesi, davalı zamanaşımı itirazını süresinde yapmadığı için beş yıl sınırı uygulanmadan hesap yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. 8. Hukuk Dairesi ise süresi geçmiş cevap dilekçesindeki zamanaşımı itirazına değer verilmemesi gerektiğini kabul etmiştir.

Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır; cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, yine bu iki haftalık süre içinde mahkemeye başvuran davalıya bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir (HMK m.127/1). Ek süre için başvurunun iki haftalık süre dolmadan yapılması gerekir.

Somut hesap: malik, taşınmazını 2018 başından beri işgal eden kişiye 10 Kasım 2026'da dava açarsa, geriye doğru 10 Kasım 2021'den sonraki dönem istenebilir. 2018 ile 2021 arasındaki dönem için davalı süresinde zamanaşımı itirazında bulunursa o kısım reddedilir; itiraz etmezse mahkeme bu dönem için de ecrimisile hükmedebilir. Elatmanın önlenmesi ise bu hesaptan etkilenmez, çünkü kanun bu dava için süre öngörmemiştir.

Dava açmayı geciktirmenin bir bedeli vardır: süre dava tarihinden geriye sayıldığı için davalı zamanaşımı itirazında bulunursa her ay bir miktar ecrimisil dışarıda kalır.

Talebin sonradan artırılması ihtimali varsa HMK m.109/4 hatırda tutulmalıdır: alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Beş yılın dışında kalan dönemin ecrimisili itirazla düşse bile iki yol açık kalır: son beş yılın ecrimisili ve işgalin kendisine karşı elatmanın önlenmesi davası.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2/1). Elatmanın önlenmesi ve sözleşmeye dayanmayan işgalden doğan ecrimisil bu genel kural içinde kalır. Sulh hukuk mahkemesi kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda (HMK m.4/1-a) ve yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalarda (HMK m.4/1-c) devreye girer.

DavaGörevliYetki
Elatmanın önlenmesiAsliye hukuk mahkemesiTaşınmazın bulunduğu yer, kesin yetki (HMK m.12/1)
EcrimisilAsliye hukuk mahkemesiDavalının yerleşim yeri (HMK m.6/1) veya haksız fiil yeri (HMK m.16/1); güvenli yol taşınmazın bulunduğu yer
Zilyetliğin korunmasıSulh hukuk mahkemesiTaşınmazın bulunduğu yer (HMK m.12/1)
Kira bedeliSulh hukuk mahkemesiGenel yetki kuralları

Elatmanın önlenmesi taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin bir dava olduğu için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1). Kanun ecrimisili HMK m.12/1'de ayrıca saymaz; ecrimisil bir tazminat alacağıdır ama işgal edilen taşınmaza dayanır.

Bu nedenle genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yeri (HMK m.6/1) ve haksız fiil kuralı da gündeme gelir: haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m.16/1) ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi yukarıdaki kararında haksız işgalin haksız eylem niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

Somut dosyada güncel içtihat UYAP'tan araştırılmalıdır. Pratikte güvenli yol, ecrimisili de taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açmaktır.

İki talep birlikte açılacaksa HMK m.110/1 şartları koyar: taleplerin aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi bu şartlara en uygun adrestir.

Dava Süreci ve Süreler

Her adımın kime düştüğü ve süresi şöyledir.

  1. Zilyetlik davası düşünülüyorsa: zilyet, fiili ve failini öğrendiği günden iki ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurur; süre kaçarsa bu dava hakkı düşer (TMK m.984). Mülkiyete dayalı elatma davası açık kalır.
  2. Paydaş ise intifadan men bildirimi: bildirim için kanunda süre yoktur, ama bildirimden önceki dönem için kural olarak ecrimisil istenemez.
  3. Dava dilekçesi: HMK m.119/1 uyarınca davanın konusu, dava değeri, vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve açık talep sonucu yazılır. Faiz isteniyorsa başlangıç tarihiyle talep sonucunda yer almalıdır, çünkü hâkim talep sonucuyla bağlıdır (HMK m.26/1).
  4. Gider avansı: dava açarken yargılama harçları ile gider avansı tarifesindeki tutar yatırılır; eksiklik sonradan anlaşılırsa iki haftalık kesin süre verilir (HMK m.120/1-2).
  5. Cevap: davalı iki hafta içinde cevap verir; zamanaşımı itirazı cevap dilekçesinde yapılmazsa dikkate alınmaz.
  6. Keşif ve bilirkişi: ecrimisil bedeli, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak belirlenir.
  7. Karar ve kanun yolu: istinaf ve temyiz süreleri aşağıdaki bölümdedir.

Ecrimisil miktarı baştan bilinmediği için 7589 sonrası dönemde dilekçenin kurulması önem kazanmıştır. HMK m.107 yürürlükten kalktığı için belirsiz alacak yolu 31.07.2026'dan sonra açılan davalarda kapanmıştır; eski m.107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder (7589 sayılı Kanun geçici m.1/10).

Pratikte güvenli yol, makul bir kısmi talep rakamıyla dava açmak ve gerekirse HMK m.109/4 uyarınca tahkikat bitmeden bir kez artırmaktır.

Arabuluculuk bakımından HUAK m.18/B/1 dava şartı olan uyuşmazlıkları sayar: kira ilişkisinden kaynaklananlar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunundan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.

Ecrimisil ve elatmanın önlenmesi bu sayımda ayrıca yer almaz. Uyuşmazlık eski kira ilişkisinden, kat mülkiyetinden veya komşu hakkından kaynaklanıyorsa arabulucuya başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir (HUAK m.18/A/2).

Ecrimisil Davasının Maliyeti

Maliyet üç kalemden oluşur: harç, gider avansı ve vekâlet ücreti. Harç tutarları Harçlar Kanunu tarifesine göre belirlenir ve tarife yıldan yıla değişir. Dava açıldığı günkü güncel tarife mahkeme veznesinden veya Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğinden kontrol edilmelidir.

Gider avansı HMK m.120/1 uyarınca dava açılırken yatırılır ve Adalet Bakanlığının her yıl çıkardığı gider avansı tarifesindeki tutara göre belirlenir; güncel tutar dava açılırken mahkeme veznesinden öğrenilmelidir. Keşif ve bilirkişi giderleri avansı aşarsa mahkeme eksikliğin tamamlanması için iki haftalık kesin süre verir (HMK m.120/2).

Vekâlet ücreti bakımından Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/2730 E. sayılı kararında, harcı tamamlanan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davasında ücret bakımından somut dosyada güncel tarife esas alınmalıdır.

Kanun Yolu: İstinaf, Temyiz ve Adli Tatil

Asliye hukuk mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir (HMK m.341/1). Miktar veya değeri belirli bir parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarındaki kararlar kesindir (HMK m.341/2).

Sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. İstinaf ve temyiz sınırlarının uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır (HMK Ek m.1/1-2); yani karar veya başvuru günündeki değil, dava hangi yıl açılmışsa o yılın sınırı geçerlidir.

YolSüreBaşlangıçParasal sınır (davanın açıldığı yıla göre)
İstinafİki haftaİlamın usulen tebliği (HMK m.345/1)Dava açıldığı tarihteki parasal sınırı geçmeyen davalar kesindir; güncel tutar kontrol edilmelidir (HMK m.341/2, Ek m.1/2)
Temyizİki haftaBölge adliye mahkemesi kararının tebliği (HMK m.361/1)2026'da açılan davalarda 682.000 TL'yi geçmeyen davalar temyiz edilemez (HMK m.362/1-a); bölge adliye mahkemesinin yeniden esastan karar verdiği hâl için aşağıdaki paragrafa bakınız

Yeniden değerleme oranı 2025 yılı için yüzde 25,49 olarak ilan edilmiştir (Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Sıra No: 585, 27.11.2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmî Gazete). Temyiz sınırı 2026'da açılan davalar için 682.000 TL'dir; istinaf sınırının 2026 tutarı resmî bir kaynaktan doğrulanamadığı için burada yazılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi de 21.05.2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararında, 2026 yılı itibarıyla miktar veya değeri 682.000 TL'yi geçmeyen davalarda bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını belirtmiştir.

Dava açılırken güncel istinaf sınırı resmî kaynaktan teyit edilmelidir. Sınırlar dava tarihindeki miktara göre belirlendiğinden, örneğin 2025'te açılmış bir dosyada karar sonradan verilse bile 2025 sınırına bakılır.

Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar vermişse temyiz sınırı farklıdır: Anayasa Mahkemesi 26.02.2026 tarihli ve E.2026/49, K.2026/48 sayılı kararıyla HMK m.362/1-a bendini istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal etmiş, 7589 sayılı Kanun da m.362'ye üçüncü fıkrayı eklemiştir.

Bu fıkraya göre yeniden verilen kararın kabul edilen veya reddedilen kısmı 341. maddenin ikinci fıkrasındaki istinaf sınırının üzerindeyse temyiz edilebilir.

Yeni karar temyiz sınırının altında kalıyorsa ve ilk derece kararıyla aradaki fark istinaf sınırını geçmiyorsa, ya da karar yalnız yargılama giderine veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yoluna başvurulamaz (HMK m.362/3-a ve b). Bu hâlde güncel kanun metni kontrol edilmelidir.

Süre hesabında iki ayrı soru vardır. Birincisi, işin adli tatilde görülüp görülmediğidir (HMK m.103/1). Adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar, 31 Ağustos'ta sona erer (HMK m.102/1). Ecrimisil ve elatmanın önlenmesi davası m.103/1'deki listede yer almadığı için, mahkemece ivedi görülmesine karar verilmedikçe adli tatile tabidir.

İkincisi, sürenin uzayıp uzamadığıdır: adli tatile tabi dava ve işlerde HMK'nın tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m.104/1).

Üç örnek:

  • Karar 2 Temmuz 2027 Cuma günü tebliğ edilirse iki hafta 16 Temmuz 2027 Cuma günü biter (HMK m.92/2). Bu gün adli tatile (20 Temmuz) girmez, uzama yoktur.
  • Karar 14 Temmuz 2027 Çarşamba günü tebliğ edilirse süre 28 Temmuz 2027 Çarşamba günü, yani adli tatil içinde dolar. Süre, tatilin bittiği 31 Ağustos 2027 Salı gününden itibaren bir hafta uzar ve 7 Eylül 2027 Salı günü biter.
  • Karar 15 Ekim 2027 Cuma günü tebliğ edilirse süre 29 Ekim 2027 Cuma günü dolar. Bu gün Cumhuriyet Bayramı olduğundan süre, tatili izleyen ilk iş günü olan 1 Kasım 2027 Pazartesi günü çalışma saati sonunda biter (HMK m.93/1).

Bu örneklerde tebliğin yapıldığı gün esas alınmıştır. Tebligat elektronik yolla yapılıyorsa (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca avukatlar ve tüm özel hukuk tüzel kişileri için zorunludur) tebliğ, evrakın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır ve iki haftalık süre bu andan itibaren işler.

İstinaf süresi kaçırılırsa kanuni süre geçtikten sonra verilen dilekçe reddedilir (HMK m.346/1) ve karar kesinleşir.

Süre elde olmayan bir sebeple kaçmışsa engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde eski hâle getirme talep edilebilir; istinaf hakkı düşmüşse talep bölge adliye mahkemesine yapılır (HMK m.95, 96 ve 98/2).

İstinaf hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulandığından (HMK m.366/1) temyiz süresini kaçıran taraf da aynı sonuçla karşılaşır; temyiz hakkının düşmesi hâlinde eski hâle getirme talebi Yargıtay'a yapılır (HMK m.98/2).

Karşı taraf istinaf ederse, dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru süresini geçirmiş olsa bile cevap dilekçesi vererek istinaf yoluna başvurabilir (HMK m.348/1). Bunların dışında yargılamanın iadesi HMK m.375'te sayılan sınırlı sebeplere bağlıdır.

Dikkat Edilecek Hatalar

Birinci hata, paydaşa karşı bildirim yapmadan ecrimisil davası açmaktır. İstisnalardan biri yoksa dava, bildirimden önceki dönem için kural olarak sonuç vermez.

İkinci hata, zamanaşımını geç bırakmaktır. Davacı için beş yıldan eski dönemler her gün biraz daha dışarıda kalır. Davalı için ise itirazı cevap dilekçesinde yapmak gerekir, çünkü süresi geçmiş cevap dilekçesindeki itiraz dikkate alınmaz.

Üçüncü hata, kira ilişkisi varken ecrimisil istemektir. Geçerli bir kira sözleşmesi bulunduğunda talep kira bedelidir ve uyuşmazlık sulh hukuk mahkemesinde görülür. Eski kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda ayrıca arabuluculuk dava şartı olabilir.

Dördüncü hata, ecrimisil rakamını düşük yazmaktır. Hâkim talebin üzerine karar veremez (HMK m.26/1); eksik kalan kısım için sonradan ıslah veya HMK m.109/4 uyarınca artırım gerekir.

Beşinci hata, zilyetlik davası süresini kaçırmaktır. Fiili ve failini öğrendikten sonra iki ayı geçiren zilyet bu davayı açamaz (TMK m.984). Mülkiyete dayalı elatma davası ise açık kalır.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir.

Sık Sorulan Sorular

Ecrimisil davası kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
Yargıtay uygulamasına göre ecrimisil istemi beş yıllık zamanaşımına tabidir ve süre dava tarihinden geriye doğru işler. Davalı zamanaşımı itirazını süresinde ileri sürmezse mahkeme beş yıldan eski döneme de hükmedebilir.
Elatmanın önlenmesi davası için süre var mı?
TMK m.683/2 elatmanın önlenmesi için dava açma süresi öngörmez; Yargıtay mülkiyete dayalı elatmanın önlenmesi davasını hak düşürücü süre ve zamanaşımına tabi saymamaktadır. Zilyetliğin korunması davası ise zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden itibaren iki ay içinde açılmalıdır (TMK m.984).
Ecrimisil ile elatmanın önlenmesi aynı dilekçede istenebilir mi?
Evet. HMK m.110/1 uyarınca talepler aynı yargı çeşidi içindeyse ve tümü bakımından ortak yetkili bir mahkeme varsa aynı dilekçede ileri sürülebilir. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi bu şartlara en uygun adrestir.
Paydaş, diğer paydaştan ecrimisil isteyebilir mi?
Kural olarak ancak intifadan men koşulu gerçekleşmişse, yani davacı paydaş ecrimisil istenen süreden önce yararlanma isteğini davalıya bildirmişse. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taşınmazın kiraya verilmesi, doğal ürün vermesi ve fiilî taksim gibi hâlleri ayrıca değerlendirmektedir.
İyiniyetli işgalci ecrimisil öder mi?
Kural olarak ödemez. İyiniyetli zilyet, şeyi hakkına uygun biçimde kullanıyorsa tazminat ödemek zorunda değildir (TMK m.993/1). Ecrimisil iyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğuna dayanır (TMK m.995/1).
Ecrimisil davasında görevli mahkeme hangisidir?
Sözleşmeye dayanmayan işgalden doğan ecrimisil davasında asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.2/1). Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m.4/1-a). Yetki bakımından HMK m.6/1 ve m.16/1 de gündeme gelir; güvenli yol taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde dava açmaktır.
Ecrimisil ve elatmanın önlenmesi davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Bu iki dava HUAK m.18/B/1'deki dava şartı sayımında ayrıca yer almaz. Uyuşmazlık kira ilişkisinden, ortaklığın giderilmesinden, kat mülkiyetinden veya komşu hakkından kaynaklanıyorsa arabulucuya başvurulmadan dava açılamaz.
Karar tebliğinden sonra istinaf için kaç gün var?
İstinaf süresi ilamın usulen tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345/1). Dava adli tatile (20 Temmuz - 31 Ağustos) tabi ise ve süre tatile rastlarsa tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104/1); mahkemece ivedi görülmesine karar verilmiş bir dosyada uzama olmaz (HMK m.103/1-h). 2 Temmuz 2027 tebliğinde süre 16 Temmuz 2027'de, 14 Temmuz 2027 tebliğinde 7 Eylül 2027'de biter. Tebligat elektronik yolla yapılıyorsa tebliğ, evrakın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a).
#Taşınmaz&GayrimenkulHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Ayrıntılar: KVKK Aydınlatma Metni.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler