Ahşap aile figürleri, Türk Medeni Kanunu ciltleri ve velayetin değiştirilmesi dava notları
Aile Hukuku

Velayetin Değiştirilmesi Davası: Şartlar, Deliller ve Süreç

01 Eylül 2026 19 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
Ahşap aile figürleri, Türk Medeni Kanunu ciltleri ve velayetin değiştirilmesi dava notları

Velayetin değiştirilmesi davası, boşanma kararıyla kurulmuş bir düzenin sonradan ortaya çıkan olgular nedeniyle yeniden kurulmasını amaçlar. Dava, boşanma davasında velayetin kime verileceğinin belirlenmesinden farklıdır: burada geçerli bir mahkeme kararı zaten vardır ve mahkemeden bu kararı değiştirmesi istenmektedir. Bu fark, ispat yükünü de değiştirir. Talep eden taraf, kendisinin daha iyi bir ebeveyn olduğunu değil, kararın verildiği tarihten sonra ortaya çıkan ve mevcut düzenin sürdürülmesini çocuğun yararına aykırı kılan yeni olguları ortaya koymak zorundadır.

2021 yılında 7343 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler bu alanı iki noktada dönüştürdü. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182'ye eklenen fıkra, kişisel ilişki düzenlemesine uyulmamasını doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebi olarak öne çıkardı. Aynı kanunla çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi icra dairelerinden alınarak Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredildi. Bu ikinci değişikliği bilmeden yapılan başvurular, hâlâ yanlış mercie yöneltilmektedir.

Aşağıda önce velayetin hukuki içeriği, ardından velayetin değiştirilmesi davasının şartları, deliller, çocuğun dinlenmesi ve süreç ele alınmaktadır. 2026 itibarıyla yürürlükteki düzen esas alınmıştır.

Velayet Nedir, Neyi Kapsar?

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Bir üstünlük değil, çocuğun yararına kullanılması gereken bir görevdir.

YetkiİçerikDayanak
Bakım ve eğitimÇocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlamaTMK m.340
TemsilÇocuğu üçüncü kişilere karşı temsil etmeTMK m.342
Malların yönetimiÇocuğun mallarını yönetme ve gelirlerini kullanmaTMK m.352 vd.
Yerleşim yeriVelayet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasının yerleşim yeridir; çocuk ana ve babasının rızası dışında evi terk edemezTMK m.21, m.339/4
Eğitim kurumu ve din eğitimiKişiliğe ilişkin kararlarTMK m.339, m.341

Velayet üç ayrı kavramla sık karıştırılır. Ayrımın netleşmesi, hangi davanın açılacağını belirler.

KavramİçerikKime ait
VelayetBakım, eğitim, temsil ve mal yönetimi yetkisiVelayet kendisine verilen ebeveyn
Kişisel ilişkiÇocukla düzenli görüşme hakkıVelayet kendisine verilmeyen ebeveyn
İştirak nafakasıÇocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma; miktarın belirlenmesi için nafaka nasıl belirlenirVelayet kendisine verilmeyen ebeveyn öder
VesayetVelayet kaldırıldığında devreye giren koruma kurumuMahkemece atanan vasi

Velayet Hangi Şartlarda Değiştirilir? (TMK m.183)

Velayetin değiştirilmesi davasının temel dayanağı TMK m.183'tür: "Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır."

TMK m.183'e göre velayetin değiştirilmesi şartları: yeni olgu, zorunluluk ve çocuğun üstün yararı
TMK m.183: velayet hangi şartlarda değiştirilir?

Hükmün üç unsuru vardır ve üçü birden aranır:

  1. Yeni olgu: Velayete ilişkin kararın verildiği tarihten sonra ortaya çıkmış olmalıdır. Boşanma sırasında bilinen ve değerlendirilmiş bir olgu, yeni olgu sayılmaz.
  2. Zorunluluk: Olgu, mevcut düzenin sürdürülmesini çocuğun yararına aykırı hâle getirmelidir. Her değişiklik velayetin değiştirilmesini gerektirmez.
  3. Çocuğun yararı: Değişikliğin çocuğun üstün yararına hizmet etmesi gerekir.

Maddede sayılan "başkasıyla evlenme, başka bir yere gitme, ölüm" hâlleri örnekleyicidir ve tek başına otomatik sonuç doğurmaz. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez; yeni evliliğin çocuğun bakımını ve gelişimini olumsuz etkilediğinin ortaya konması gerekir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihadında, değişikliği gerektiren olguların önemli ve sürekli nitelikte olması aranır. Geçici veya önemsiz değişiklikler talebi haklı kılmaz.

Kişisel İlişki Engellenirse Velayet Değişir mi? (TMK m.182)

7343 sayılı Kanun'la TMK m.182'ye eklenen ikinci fıkra, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde velayetin değiştirilebileceğinin mahkemece ihtar edileceğini öngörür. Aynı yönde bir hüküm m.324'e de eklendi. Sonuç otomatik değildir; değişikliğin çocuğun menfaatine aykırı olmaması aranır.

Bu başlık, alandaki en önemli güncel gelişmedir ve mevcut içeriklerin büyük bölümünde yer almaz.

30 Kasım 2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7343 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle TMK m.182'ye eklenen ikinci fıkra şu hükmü taşır: "Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder."

Aynı kanunun 38. maddesiyle TMK m.324'e eklenen üçüncü fıkra da şu hükmü getirdi: "Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir."

UnsurSonucu
İhtarın niteliğiMahkemece kararda re'sen yapılması gereken bir uyarı
KapsamKişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi
SonuçVelayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir
SınırDeğişiklik, çocuğun menfaatine aykırı olmamalıdır
Otomatik miHayır; hâkim yine çocuğun üstün yararını değerlendirir

Bu düzenlemenin pratik önemi şudur: kişisel ilişkinin sistematik biçimde engellenmesi, artık yalnızca ayrı bir yaptırım konusu değil, doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebi olarak kanun metninde yer almaktadır. Engellemenin belgelenmesi, davanın en güçlü delilini oluşturur.

Buna karşılık hüküm otomatik bir sonuç doğurmaz. Engelleme kanıtlansa dahi, velayetin değiştirilmesi çocuğun menfaatine aykırı düşüyorsa mahkeme talebi reddedebilir. Örneğin çocuğun mevcut çevresinden koparılmasının gelişimine zarar vereceği tespit edilirse, mahkeme velayeti değiştirmek yerine kişisel ilişkiyi genişletme veya farklı önlemler alma yolunu seçebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Kabul Edilen Sebepler

Kişisel ilişkinin sistematik engellenmesi, bakımın ihmali, eğitimin aksatılması, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması, velayetin kötüye kullanılması ve ebeveynin yerleşim yerini değiştirmesi tipik sebeplerdir. Hiçbiri tek başına ve otomatik sonuç doğurmaz; her biri çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirilir.

Aşağıdaki tablo, uygulamada karşılaşılan tipik durumları gösterir ve kesin bir liste değildir.

Velayet sahibinin davranışından kaynaklanan sebepler:

SebepDeğerlendirmede aranan
Kişisel ilişkinin sistematik engellenmesiSüreklilik, kasıt, çocuk üzerindeki etki
Çocuğun bakımının ihmal edilmesiBeslenme, barınma, hijyen, sağlık takibi
Eğitimin aksatılmasıDevamsızlık, okul değişiklikleri, başarı düşüşü
Sağlık ihtiyaçlarının karşılanmamasıTedavi ve kontrollerin aksatılması
Velayet hakkının kötüye kullanılmasıÇocuğun diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi
Ebeveynin çocuğa yönelik şiddetiKoruyucu tedbirler ve delil durumu

Koşullardaki değişiklikten kaynaklanan sebepler:

SebepDeğerlendirmede aranan
Ebeveynin yerleşim yerini değiştirmesiÇocuğun çevresinden kopması, kişisel ilişkinin fiilen imkânsızlaşması
Çocuğun fiilen diğer ebeveyn yanında yaşamasıSürenin uzunluğu, çocuğun uyumu
İdrak çağındaki çocuğun tercihiTercihin özgür iradeyle oluşup oluşmadığı
Velayet sahibinin ölümüTMK m.183 kapsamında re'sen değerlendirme

Yerleşim yeri değişikliği bakımından bir ayrım gerekir. Velayet sahibinin başka bir şehre taşınması tek başına yeterli değildir; ancak taşınma kişisel ilişkiyi fiilen imkânsız kılıyor ve çocuğun alışkın olduğu çevreden kopmasına yol açıyorsa, bu bir yeni olgu olarak değerlendirilir. Adana'da yaşayan ve okulunu burada sürdüren bir çocuğun eğitim yılı ortasında başka bir şehre taşınması, bu değerlendirmeye tipik örnektir. Aynı biçimde, velayet sahibinin Adana dışına taşınması nedeniyle haftalık kişisel ilişkinin fiilen uygulanamaz hâle gelmesi de yeni olgu olarak ileri sürülebilir.

Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Değerlendirilir?

Velayete ilişkin her kararın ölçütü çocuğun üstün yararıdır; ana babanın yararıyla çatıştığında çocuğun yararına üstünlük tanınır. Değerlendirmede çocuğun yaşı, mevcut çevre ve okul istikrarı, kardeşlerin birlikte kalması, ebeveynlerin fiilen ilgilenme kapasitesi ve çocuğun görüşü gözetilir.

Uygulamada değerlendirmede gözetilen başlıklar şunlardır:

  • Çocuğun yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu ve özel ihtiyaçları
  • Mevcut çevre, okul ve arkadaş ilişkilerindeki istikrar
  • Kardeşlerin birlikte kalması ilkesi
  • Ebeveynlerin çocukla fiilen ilgilenme kapasitesi ve zamanı
  • Ebeveynlerin birbirleriyle iletişim kurabilme ve iş birliği yapabilme durumu
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi destekleyip desteklemedikleri
  • Çocuğun görüşü ve bu görüşün nasıl oluştuğu

Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir. Daha yüksek gelirli ebeveynin velayeti alacağı yönündeki yaygın kanı doğru değildir; gelir farkı iştirak nafakası ile dengelenir.

Küçük yaştaki çocuklar bakımından, çocuğun anne bakım ve şefkatine ihtiyaç duyduğu yaşta olması uygulamada dikkate alınan bir ölçüttür. Bu ölçütün istisnaları velayetin anneye verilmediği durumlar başlığı altında ayrıca ele alınmaktadır. Ancak bu, cinsiyete bağlı mutlak bir kural değildir; somut olayda bu ihtiyacın karşılanıp karşılanmadığı incelenir.

Çocuğun Görüşü Kaç Yaşından İtibaren Alınır?

İdrak çağındaki çocuğun bizzat dinlenmesi ve tercihinin sorulması zorunludur. Kanunda yazılı bir yaş sınırı yoktur; uygulamada sekiz yaş eşiği yaygın olarak kabul edilir. Bu yaş ve üzerindeki çocuğun görüşü alınmadan verilen velayet kararları bozulmaya açıktır.

Çocuğun kendisini ilgilendiren yargılamada görüşünün alınması, hem uluslararası sözleşmelerden hem de yerleşik içtihattan doğan bir yükümlülüktür.

Kaynakİçerik
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.12Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa SözleşmesiÇocuğun bilgilendirilme ve görüş bildirme hakkı
Yerleşik Yargıtay içtihadıİdrak çağındaki çocuğun bizzat dinlenmesi ve tercihinin sorulması

Uygulamada idrak çağı için sekiz yaş eşiği yaygın olarak kabul edilir. Bu, kanunda yazılı bir yaş sınırı değil; içtihatla oluşmuş bir uygulamadır. Sekiz yaşın altındaki çocuklarda da gelişim düzeyi elverdiğinde görüş alınabilir.

Dinlemenin usulü de önemlidir. Çocuk, sonuçları hakkında bilgilendirilerek ve mümkün olduğunca uzman eşliğinde dinlenmelidir. Çocuğun beyanı mahkemeyi bağlamaz; hâkim bu beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirir ve beyanın özgür iradeyle oluşup oluşmadığını denetler. Yönlendirilmiş olduğu anlaşılan bir beyana üstünlük tanınmaz.

Sekiz yaş ve üzerindeki çocuğun görüşü alınmadan velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması yönünde karar verilmesi, kararın bozulmasına yol açan bir eksikliktir.

Velayet Davasında Hangi Deliller Belirleyici?

Bu dosyalarda tek başına en belirleyici delil sosyal inceleme raporudur. Rapor, uzmanın her iki ebeveynin evini görmesi, çocukla görüşmesi ve çevre araştırması yapmasıyla hazırlanır. Buna okul kayıtları, sağlık kayıtları, teslim tutanakları ve tanık beyanları eklenir.

  • Sosyal inceleme raporu — Ev ortamı, ebeveyn kapasitesi, çocuğun durumu — Mahkeme talebiyle uzman incelemesi
  • Pedagog / psikolog raporu — Çocuğun ruhsal durumu ve tercihinin niteliği — Bilirkişi görevlendirmesi
  • Okul kayıtları — Devamsızlık, başarı, rehberlik notları — Okuldan celp
  • Sağlık kayıtları — Aşı, kontrol, tedavi takibi — Aile hekimi, hastane
  • Kişisel ilişki tutanakları — Engellemenin belgelenmesi — Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü kayıtları
  • Tanık beyanları — Fiili yaşam düzeni — Duruşmada dinleme
  • Yazışma kayıtları — Ebeveynler arası iletişim ve engelleme — Taraflarca sunulur
  • Kolluk ve savcılık kayıtları — Şiddet veya ihmal iddiaları — Celp yoluyla

Sosyal İnceleme Raporu Nasıl Hazırlanır, Nasıl İtiraz Edilir?

Sosyal inceleme raporu, mahkemenin görevlendirdiği sosyal çalışma görevlisi, psikolog veya pedagog tarafından hazırlanır. Uzman kural olarak her iki ebeveynin evini görür, çocukla yaşına uygun bir ortamda görüşür, gerektiğinde okul ve çevre araştırması yapar. Rapor bir bilirkişi raporu niteliğindedir; hâkimi bağlamaz, ancak uygulamada kararın en güçlü dayanağıdır.

Rapora itiraz mümkündür ve itirazın kaderi büyük ölçüde nasıl kurulduğuna bağlıdır. Sonuç doğurma ihtimali olan itirazlar şunlardır:

  • Eksik inceleme — Uzmanın taraflardan yalnızca birinin evini görmesi, çocukla hiç görüşmemesi veya okul kaydını incelememesi.
  • Dayanaksız kanaat — Raporda varılan sonucun, raporda yer alan gözlemlerle desteklenmemesi.
  • Güncelliğini yitirme — Raporun üzerinden uzun süre geçmesi ve bu sürede taşınma, yeniden evlenme, işten ayrılma gibi yeni olguların doğması.
  • Çelişki — Aynı dosyadaki iki uzman raporunun birbiriyle veya dosyadaki belgelerle çelişmesi.

Buna karşılık "rapor bize haksızlık ediyor" biçimindeki genel itirazlar sonuç doğurmaz. İtiraz dilekçesinde hangi sayfanın hangi cümlesine, hangi belge karşısında itiraz edildiğinin gösterilmesi ve gerekiyorsa ek rapor veya yeni uzman görevlendirilmesinin açıkça talep edilmesi gerekir.

Kişisel ilişki engellemesinin belgelenmesi bakımından, teslim sürecine ilişkin resmi kayıtlar en güçlü delildir. Teslim yükümlülüğünün yerine getirilmediği her tarih için tutanak oluşturulması, sonradan yapılacak ispatı mümkün kılar.

Velayet Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Velayet, nafaka ve kişisel ilişki taleplerinin bütünü aile hukuku başlığı altında yürütülür. Yargılama basit usulde yapılır, harç maktudur ve velayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz.

Görev ve yetki:

ÖlçütSonuç
Görevli mahkemeAile mahkemesi; bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi
Dayanak4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4
Yetkili mahkemeKural olarak davalının yerleşim yeri; velayete ilişkin talebin niteliğine göre çocuğun yerleşim yeri de gündeme gelir

Yargılamanın özellikleri:

ÖlçütSonuç
Yargılama usulüBasit yargılama usulü
HarçMaktu
Kesin hükümVelayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz
SüreDava belirli bir süreye bağlı değildir

Velayete ilişkin kararların kesin hüküm oluşturmaması, bu davaların en ayırt edici özelliğidir. Reddedilen bir talep, sonradan ortaya çıkan yeni olgulara dayanılarak yeniden ileri sürülebilir. Buna karşılık aynı olgulara dayanarak arka arkaya açılan davalar, kötü niyetli talep olarak değerlendirilebilir.

Velayet, kamu düzenine ilişkin bir konudur. Bu nedenle hâkim taleple bağlı değildir ve çocuğun yararı gerektiriyorsa re'sen araştırma yapabilir, talep edilmemiş önlemlere hükmedebilir.

Yargılama Sürerken Çocuk İçin Hangi Önlemler Alınabilir?

Dava sonuçlanana kadar çocuğun korunması için iki yol vardır: HMK m.389 vd. uyarınca geçici hukuki koruma ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruyucu ve destekleyici tedbirler. Geçici düzenleme için somut ve yakın bir zarar tehlikesinin ortaya konması gerekir.

Dava sonuçlanana kadar geçen sürede çocuğun korunması gerekebilir. Bu amaçla iki yol vardır.

YolİçerikDayanak
Geçici hukuki korumaYargılama süresince velayetin geçici olarak düzenlenmesi, kişisel ilişkinin geçici değiştirilmesiHMK m.389 vd.
Koruyucu ve destekleyici tedbirDanışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu

Geçici düzenleme talebinin kabul edilebilmesi için, çocuğun mevcut durumda somut ve yakın bir zarar görme tehlikesi altında olduğunun ortaya konması gerekir. Yalnızca davanın uzun süreceği gerekçesi yeterli değildir.

Kararın Uygulanması: Artık İcra Dairesi Değil

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları artık icra dairesinde değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinde yerine getirilir. 7343 sayılı Kanun'la bu konu İcra ve İflas Kanunu'ndan çıkarılıp Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alındı; süreç harçtan muaftır.

Çocuk tesliminde eski ve yeni düzen: icra dairesinden adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne geçiş
Çocuk tesliminde icra dairesinden adli destek müdürlüğüne geçiş.

Bu bölüm, uygulamada en sık yapılan usul hatasını önlemek içindir.

7343 sayılı Kanun'la çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi, İcra ve İflas Kanunu'ndan çıkarılarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alındı. İcra ve İflas Kanunu'nun bu konuyu düzenleyen maddeleri yürürlükten kaldırıldı.

Merci ve dayanak bakımından:

KonuEski düzenYeni düzen
Yetkili merciİcra dairesiAdli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü
Dayanakİcra ve İflas Kanunu5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
Kaldırılan hükümlerİİK m.25, m.25/a, m.25/b, m.3415395 s.K. m.41/A ve devamı
Aykırılığa şikâyet merciiİcra ceza mahkemesiAile mahkemesi

İşleyiş bakımından:

KonuEski düzenYeni düzen
İşlem türüİcra takibiTeslim emri ve teslim süreci
Ortamİcra memuru ve kolluk eşliğindeÇocuk görüşme merkezleri ve teslim mekânları
Uzman eşliğiKural değilSüreç uzman koordinasyonunda yürütülür
Harç ve masrafAlınırdıSüreç harçtan muaftır (5395 s.K. m.41/H)

Düzenleme 30 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe girdi; uygulamaya geçiş kademeli oldu ve sistem 2023 yılı içinde ülke genelinde tam olarak işler hâle geldi. Bugün açılan dosyalarda doğrudan yeni düzen uygulanır. Yalnızca geçiş dönemine rastlayan eski tarihli işlemlerde hangi düzenin geçerli olduğunun dosya bazında tespit edilmesi gerekir.

Bu değişikliğin velayet davasıyla bağlantısı doğrudandır: teslim sürecinde tutulan resmî kayıtlar, kişisel ilişkinin engellendiğini ispat eden en güçlü belgelerdir ve TMK m.182 ihtarına dayanan velayet değişikliği talebinin temelini oluşturur.

Talep Reddedilirse Ne Yapılabilir? Kanun Yolu ve Yeni Dava

Velayet talebinin reddi iki ayrı yolu açık bırakır: gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu ve — bu süre kaçırılmış olsa bile — sonradan doğan yeni olgulara dayanarak yeniden dava açılması. İkinci yol, velayete ilişkin kararların kesin hüküm oluşturmamasından doğar.

İki yolun farkı şudur:

  • İstinaf, ilk derece mahkemesinin mevcut dosya üzerinden hatalı karar verdiği iddiasına dayanır. Başvuru süresi HMK m.345 uyarınca iki haftadır ve süre gerekçeli kararın tebliğiyle işlemeye başlar. Dilekçede hangi vakıanın hangi delille yanlış değerlendirildiğinin gösterilmesi gerekir; genel nitelikte itirazlar sonuç doğurmaz. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı, dosyanın niteliğine ve kanunda öngörülen sınırlamalara göre belirlenir; bu nedenle kararın altındaki kanun yolu açıklamasının okunması gerekir.
  • Yeni dava, kararın verilmesinden sonra ortaya çıkan bir olguya dayanır. Reddedilen talebin aynı olgularla tekrarlanması kötü niyetli talep sayılabilir; buna karşılık velayet sahibinin başka şehre taşınması, çocuğun fiilen diğer ebeveynin yanına yerleşmesi veya kişisel ilişkinin sistematik biçimde engellenmeye başlaması gibi yeni bir olgu, yeni bir dava için yeterli dayanak oluşturur.

Uygulamada sık yapılan hata, red kararından hemen sonra aynı delillerle yeni dava açmaktır. Bu, yalnızca masraf doğurur. Doğru yaklaşım, red gerekçesinin hangi eksikliğe dayandığını tespit edip o eksikliğin giderildiği bir belge birikimi oluşturmak ve dava tarihini buna göre belirlemektir.

Çocuk Teslimi Süreci Nasıl İşler, Uymayana Ne Olur?

Teslim, müdürlükçe belirlenen çocuk görüşme merkezinde ve uzman eşliğinde yapılır. Yükümlü çocuğu getirmezse teslim emri gönderilir; emre de uyulmazsa çocuk nerede bulunursa bulunsun alınabilir ve hak sahibi, yükümlünün disiplin hapsiyle cezalandırılması istemiyle aile mahkemesine şikâyette bulunabilir.

Sürecin adımları şunlardır:

  1. Başvuru — Lehine karar verilen kişi, çocuğun bulunduğu yerdeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurur. Başvuru harca tabi değildir ve avukatlık ücreti dışındaki masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (5395 s.K. m.41/H).
  2. Yükümlüye bildirim — Müdürlük, çocuğu teslim etmekle yükümlü tarafa bildirimde bulunur ve teslim günü ile yerini belirler.
  3. Teslim emri — Yükümlü çocuğu getirmez, kendisine ulaşılamaz veya getireceğini bildirdiği hâlde getirmezse teslim emri düzenlenir (5395 s.K. m.41/B). Emirde teslim günü ve saati, haklı mazeretin nasıl bildirileceği ve aykırılığın sonuçları gösterilir.
  4. Zorla teslim — Teslim emrine de uyulmazsa çocuk, nerede bulunursa bulunsun müdürlükçe teslim alınabilir. Zor kullanılıp kullanılmadığı tutanağa geçirilir.
  5. Disiplin hapsi şikâyeti — Hak sahibi, aykırılığın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde aile mahkemesine şikâyette bulunabilir. 5395 sayılı Kanun m.41/F, çocuk teslimine muhalefette üç aya kadar, kişisel ilişki kararına muhalefette ise üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörür. Aynı madde, çocuğu süresinde geri getirmeyen hak sahibi bakımından da üç aya kadar disiplin hapsi düzenler; yaptırım tek yönlü değildir.

Disiplin hapsi bir ceza mahkûmiyeti değildir; yükümlülük yerine getirildiğinde kural olarak sonuç doğurmaz. Amaç cezalandırmak değil, kararın fiilen uygulanmasını sağlamaktır.

Bu sürecin velayet davasıyla bağı doğrudandır. Teslim emri, tutanaklar ve disiplin hapsi kararları, kişisel ilişkinin sistematik biçimde engellendiğini gösteren resmî belgelerdir ve TMK m.182 ihtarına dayanan velayet değişikliği talebinin en güçlü dayanağını oluşturur. Tanık beyanı yerine bu belgelerin sunulması, davanın seyrini değiştiren bir tercihtir.

Çocuk Yurt Dışına Götürülürse Ne Yapılır?

Çocuk, velayet veya kişisel ilişki hakkı ihlal edilerek yurt dışına götürülmüşse izlenecek yol velayet davası değil, iade yoludur. Türkiye'nin taraf olduğu 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi ve bunu uygulayan 5717 sayılı Kanun, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye geri gönderilmesini öngörür.

Bu yolun temel özellikleri şunlardır:

  • Yaş sınırı vardır. 5717 sayılı Kanun on altı yaşını doldurmamış çocuklar bakımından uygulanır.
  • Karşı ülkenin de taraf olması gerekir. Sözleşmeye taraf olmayan bir ülkeye götürülme hâlinde bu mekanizma işlemez; o hâlde ikili anlaşmalar ve genel hükümler devreye girer.
  • Merkezi makam Adalet Bakanlığı'dır. Başvuru Bakanlığa veya doğrudan yabancı merkezî makama yapılabilir; işlemler Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütülür.
  • Görevli mahkeme aile mahkemesidir ve yetki, çocuğun fiilen bulunduğu yere göre belirlenir.
  • İade davası velayet davası değildir. 5717 sayılı Kanun m.12, iadeye karar verilmişse aynı hükümde velayete ilişkin karar verilemeyeceğini açıkça düzenler. Mahkeme, çocuğun kiminle kalmasının daha uygun olduğunu değil, götürülmenin hukuka aykırı olup olmadığını inceler.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: yurt dışına götürülen çocuk için Türkiye'de velayetin değiştirilmesi davası açmak, iade sürecini hızlandırmaz. Velayete ilişkin esas inceleme, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülke mahkemesine aittir. Yurt dışına çıkışın önlenmesi isteniyorsa, dava sürerken HMK m.389 vd. uyarınca çocuğun yurt dışına çıkışının tedbiren kısıtlanması talep edilmelidir.

Yabancı Mahkemenin Verdiği Velayet Kararı Türkiye'de Geçerli midir?

Yabancı mahkeme kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Velayete ilişkin bir yabancı karara Türkiye'de dayanılabilmesi için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca tanıma kararı alınması gerekir.

Ayrım şudur: kararın yalnızca hukuki durumun Türkiye'de kabulü için kullanılması yeterliyse tanıma, kararın icrası gerekiyorsa tenfiz istenir. Velayete ilişkin kararlar çoğu zaman çocuğun teslimi gibi icraya elverişli hükümler içerdiğinden uygulamada tenfiz aranır; hiçbir icrai hüküm içermeyen kararlarda tanımanın yeterli olup olmadığı ise doktrinde tartışmalıdır. Bu nedenle talep, kararın içeriğine bakılarak kurulmalıdır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Tanıma kararı alındıktan sonra, koşulların değiştiği ileri sürülerek Türkiye'de velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Tanınmamış bir yabancı karara dayanarak doğrudan değiştirme davası açılması ise, dayanak kararın Türk hukuku bakımından hüküm ifade etmemesi nedeniyle sonuç doğurmaz.

Velayet Değişince Nüfus, Okul ve Pasaport İşlemleri Ne Olur?

Velayetin değiştirilmesi kararı kesinleştiğinde çocuğun hukuki durumu birçok noktada değişir. Kararın kesinleşmesinden sonra yapılması gereken işlemler şunlardır:

  • Nüfus kaydına işlenmesi — Karar, mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirilir ve aile kütüğüne şerh edilir. Bu işlem yapılmadan diğer kurumlar yeni durumu esas almaz.
  • Yerleşim yeri — TMK m.21 uyarınca velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri, velayeti elinde bulunduran ebeveynin yerleşim yeridir. Değişiklik, çocuğun yerleşim yerini de kendiliğinden etkiler.
  • Okul kaydı — Nakil ve kayıt işlemlerinde velayet sahibi yetkilidir. Okul, kesinleşmiş kararın ibrazını ister.
  • Pasaport ve yurt dışı çıkış — Pasaport başvurusunda velayet sahibinin muvafakati aranır. Velayet tek ebeveyne verilmişse diğer ebeveynin muvafakati kural olarak aranmaz; ancak mahkeme kararında yurt dışına çıkışa ilişkin özel bir sınırlama varsa o hüküm uygulanır.
  • Sağlık işlemleri — Rutin olmayan tıbbi müdahalelerde rıza yetkisi velayet sahibindedir.

Kararın kesinleşmemiş olması bu işlemlerin tamamını bekletir. Bu nedenle kesinleşme şerhinin alınması, kararın kendisi kadar önemli bir adımdır.

Ortak Velayet Mümkün mü?

Türk hukukunda uzun süre velayetin ancak ebeveynlerden birine verilebileceği kabul edildi. Bu yaklaşım, Türkiye'nin İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 Numaralı Protokol'ü onaylamasıyla değişti. Protokol, eşler arasında evlilik süresince ve sona ermesinde, çocuklarla ilişkilerinde eşitlik öngörür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/15771, K.2017/1737 sayılı ve 20 Şubat 2017 tarihli kararında, ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine aykırı olmadığına hükmetti. Karar, ortak velayetin önündeki mutlak engeli kaldırdı.

Bununla birlikte ortak velayet otomatik bir sonuç değildir. Uygulamada aranan koşullar şunlardır:

  • Ebeveynlerin ortak velayet konusunda anlaşmış olması
  • Aralarında çocuğa ilişkin kararları birlikte alabilecek düzeyde iletişim bulunması
  • Ortak velayetin çocuğun üstün yararına hizmet etmesi
  • Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyinin bu düzene elverişli olması

Ebeveynler arasında yoğun çatışma bulunan dosyalarda ortak velayet kural olarak uygun görülmez; zira çocuk, çözülmeyen anlaşmazlıkların ortasında kalır.

Velayetin Değiştirilmesi ile Kaldırılması Arasındaki Fark Nedir?

Değiştirmede velayet diğer ebeveyne geçer; kaldırmada velayet ilgili ebeveynden alınır ve her ikisinden alınırsa çocuğa vasi atanır. Kaldırma daha ağır bir müdahaledir, daha ağır sebepler aranır ve mahkeme daha hafif bir önlemle sonuç alınabiliyorsa velayeti kaldırmaz.

ÖlçütVelayetin değiştirilmesiVelayetin kaldırılması
DayanakTMK m.183TMK m.348, m.349
SonuçVelayet diğer ebeveyne geçerVelayet ilgili ebeveynden alınır
Her iki ebeveynden alınırsaSöz konusu değilÇocuğa vasi atanır
ŞartYeni olgu + çocuğun yararıVelayet görevinin ağır biçimde savsaklanması, çocuğa yeterli ilgi gösterilmemesi, deneyimsizlik, hastalık, başka yerde bulunma gibi sebeplerle görevin gereği gibi yerine getirilememesi
AğırlıkDaha hafif müdahaleEn ağır müdahale
Geri alınabilir miEvet, yeni olgularlaSebepler ortadan kalkarsa velayet iade edilebilir

Mahkeme, daha hafif bir önlemle sonuç alınabiliyorsa velayeti kaldırmaz. Bu, ölçülülük ilkesinin velayet hukukundaki görünümüdür. Uygulamada mahkemeler önce kişisel ilişkiyi yeniden düzenleme, danışmanlık tedbiri uygulama veya velayeti değiştirme yollarını değerlendirir.

Velayet Değişince Nafaka Ne Olur?

Velayetin değiştirilmesi, iştirak nafakası yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez veya tersine çevirmez. Nafakanın kaldırılması veya yeni nafakaya hükmedilmesi için ayrıca talepte bulunulması gerekir. Bu talebin aynı dilekçede ileri sürülmesi zaman ve masraf tasarrufu sağlar.

Nafakanın yeniden düzenlenmesi için ayrıca talepte bulunulması gerekir.

DurumSonuç
Velayet değişti, nafaka talebi yokEski nafaka hükmü kural olarak varlığını sürdürür
Velayet değişti, nafakanın kaldırılması istendiYeni duruma göre yeniden değerlendirilir
Velayet değişti, karşı taraftan nafaka istendiTarafların mali gücüne göre yeni nafakaya hükmedilebilir
Yoksulluk nafakasıVelayet değişikliğinden bağımsızdır

Uygulamada velayetin değiştirilmesi talebiyle birlikte iştirak nafakasının kaldırılması ve yeni nafakaya hükmedilmesi talepleri aynı dilekçede ileri sürülür. Ayrı dava açmak zaman ve masraf kaybı doğurur.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Adım Adım

Süreç aşağıdaki adımlarda ilerler. Adımların sırası önemlidir; bir aşamanın atlanması sonraki başvurunun usulden reddine yol açabilir.

  1. Delil hazırlığı — Okul, sağlık, teslim tutanakları, yazışmalar
  2. Dava dilekçesi — Yeni olguların somut tarihlerle gösterilmesi
  3. Geçici önlem talebi — Gerekiyorsa aynı dilekçede
  4. Cevap dilekçesi ve ön inceleme — Basit yargılama usulü
  5. Sosyal inceleme raporu — Mahkemece uzman görevlendirilmesi
  6. Çocuğun dinlenmesi — İdrak çağındaysa zorunlu
  7. Tanık dinlenmesi ve belge celbi — Okul, hastane, kolluk kayıtları
  8. Rapora itiraz — Somut eksikliklere odaklı
  9. Karar — Velayet, kişisel ilişki ve nafaka birlikte düzenlenir
  10. İstinaf — Süresi içinde
  11. Kararın uygulanması — Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Sık Yapılan Yedi Hata

Aşağıdaki hatalar, uygulamada en sık karşılaşılan ve çoğu zaman telafisi güç sonuçlar doğuran noktalardır. Her biri için sonucu ve doğru davranış birlikte gösterilmiştir.

  1. Boşanmada tartışılmış olguları yeniden ileri sürmek — Ret. Doğrusu: Karar tarihinden sonraki yeni olgular gösterilmeli
  2. Kişisel ilişki engellemesini belgelememek — İspat edilemez. Doğrusu: Her aksama için tutanak tutulmalı
  3. Çocuğun tercihini tek dayanak yapmak — Yetersiz. Doğrusu: Tercih, diğer delillerle desteklenmeli
  4. Karşı tarafı yıpratmaya odaklanmak — Aleyhe değerlendirme. Doğrusu: Çocuğun yararına odaklanılmalı
  5. Sosyal inceleme raporuna genel itiraz — Sonuçsuz. Doğrusu: Somut ve maddi eksikliklere itiraz edilmeli
  6. Nafaka talebini unutmak — Ayrı dava gereği. Doğrusu: Aynı dilekçede istenmeli
  7. Kararın uygulanması için icra dairesine gitmek — Yanlış merci. Doğrusu: Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulmalı

Sonuç

Velayetin değiştirilmesi davasında belirleyici olan, ebeveynler arasındaki anlaşmazlığın kendisi değil, çocuğun yaşam düzeninde ortaya çıkan somut değişikliklerdir. Talebin karar tarihinden sonraki yeni olgulara dayandırılması, bu olguların tarih ve belge düzeyinde gösterilmesi ve her adımın çocuğun yararı ekseninde kurulması, sonucu belirleyen unsurlardır.

7343 sayılı Kanun'la getirilen TMK m.182 ihtarı ve teslim sürecinin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devri, kişisel ilişkinin engellendiği dosyalarda ispat imkânını güçlendirdi. Teslim sürecinde tutulan resmî kayıtların düzenli biçimde toplanması, bu nedenle davanın hazırlık aşamasının en önemli parçasıdır.

Her çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve içinde bulunduğu koşullar farklıdır. Bu nedenle genel bilgilerden hareketle bir sonuç öngörmek doğru olmaz; değerlendirmenin dosyaya özgü olgular ve deliller üzerinden yapılması gerekir.


Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı gütmez.

Sık Sorulan Sorular

Velayetin değiştirilmesi davası hangi şartlarda kabul edilir?
TMK m.183 uyarınca, velayete ilişkin kararın verilmesinden sonra ortaya çıkan yeni olguların mevcut düzenin sürdürülmesini zorunlu olarak imkânsız kılması ve değişikliğin çocuğun üstün yararına hizmet etmesi aranır. Yargıtay içtihadında bu olguların önemli ve sürekli nitelikte olması gerekir.
Kişisel ilişkinin engellenmesi tek başına velayet değişikliği sebebi mi?
7343 sayılı Kanun'la TMK m.182'ye eklenen fıkra, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde velayetin değiştirilebileceğinin mahkemece ihtar edileceğini öngörür. Ancak sonuç otomatik değildir; değişikliğin çocuğun menfaatine aykırı olmaması aranır. Engellemenin süreklilik taşıması ve belgelenmesi aranır; teslim sürecinde tutulan resmî kayıtlar en güçlü delildir.
Çocuğun görüşü kaç yaşından itibaren alınır?
Kanunda yazılı bir yaş sınırı yoktur. Uygulamada idrak çağı için sekiz yaş eşiği yaygın olarak kabul edilir. Bu yaş ve üzerindeki çocuğun görüşü alınmadan verilen velayet kararları bozulmaya açıktır. Daha küçük çocuklarda da gelişim düzeyi elverdiğinde görüş alınabilir.
Çocuk beni seçerse velayet bana verilir mi?
Çocuğun beyanı mahkemeyi bağlamaz. Hâkim, beyanın özgür iradeyle oluşup oluşmadığını denetler ve diğer delillerle birlikte değerlendirir. Yönlendirilmiş olduğu anlaşılan bir beyana üstünlük tanınmaz. Beyan, uzman eşliğinde ve sonuçları hakkında bilgilendirilerek alınır; çocuğun iki ebeveyn arasında seçim yapmaya zorlanmaması esastır.
Velayet sahibi yeniden evlenirse velayet değişir mi?
Kendiliğinden değişmez. TMK m.183'te sayılan yeniden evlenme hâli örnekleyicidir. Yeni evliliğin çocuğun bakımını, eğitimini veya gelişimini olumsuz etkilediğinin somut olarak ortaya konması gerekir. Uygulamada yeni eşin çocuğa yönelik davranışları, ev ortamındaki değişiklik ve çocuğun uyumu sosyal inceleme raporuyla araştırılır.
Geliri daha yüksek olan ebeveyn velayeti alır mı?
Hayır. Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir. Gelir farkı iştirak nafakasıyla dengelenir. Belirleyici olan, ebeveynin çocukla fiilen ilgilenme kapasitesi, mevcut çevre istikrarı ve çocuğun üstün yararıdır. Ekonomik güç ancak çocuğun temel ihtiyaçlarının hiç karşılanamadığı uç durumlarda belirleyici hâle gelir.
Velayet davası ne kadar sürer?
Süre; sosyal inceleme raporunun hazırlanma süresine, çocuğun dinlenmesine, tanık sayısına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Sosyal inceleme aşaması genellikle sürecin en uzun bölümüdür; bu nedenle kesin bir süre öngörülemez.
Velayet kararı kesin hüküm oluşturur mu?
Hayır. Velayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz. Reddedilen bir talep, sonradan ortaya çıkan yeni olgulara dayanılarak yeniden ileri sürülebilir. Buna karşılık aynı olgulara dayanarak arka arkaya açılan davalar kötü niyetli talep olarak değerlendirilebilir.
Ortak velayet mümkün mü?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E.2016/15771, K.2017/1737 sayılı kararıyla ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildi. Ancak ebeveynlerin anlaşması, aralarında iş birliği yapabilecek düzeyde iletişim bulunması ve düzenin çocuğun yararına olması aranır. Ebeveynler arasında yoğun çatışma bulunan dosyalarda ortak velayet kural olarak uygun görülmez.
Velayetin değiştirilmesi ile kaldırılması arasındaki fark nedir?
Değiştirmede velayet diğer ebeveyne geçer. Kaldırmada velayet ilgili ebeveynden alınır; her ikisinden de alınırsa çocuğa vasi atanır. Kaldırma daha ağır bir müdahaledir ve daha ağır sebepler aranır. Mahkeme, daha hafif bir önlemle sonuç alınabiliyorsa velayeti kaldırmaz.
Yargılama sürerken çocuğu yanıma alabilir miyim?
Kendiliğinden alamazsınız; mahkemeden geçici hukuki koruma talep etmeniz gerekir. HMK m.389 vd. hükümleri uyarınca velayetin geçici düzenlenmesi istenebilir; bunun için çocuğun somut ve yakın bir zarar tehlikesi altında olduğunun ortaya konması gerekir. Fiilî alıkoyma hukuka aykırıdır.
Kişisel ilişki kararı uygulanmıyorsa nereye başvurulur?
7343 sayılı Kanun'la bu süreç icra dairelerinden alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredildi. Başvuru bu müdürlüklere yapılır; müdürlük bulunmayan yerlerde Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü görevlidir. Süreç ve başvuru koşulları Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri sayfasında ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Velayet değişince nafaka kendiliğinden değişir mi?
Hayır. İştirak nafakasının kaldırılması veya yeni nafakaya hükmedilmesi için ayrıca talepte bulunulması gerekir. Bu talebin velayet davasıyla aynı dilekçede ileri sürülmesi zaman ve masraf tasarrufu sağlar; ayrı dava açmak gereksiz gider doğurur.
Sosyal inceleme raporuna itiraz edebilir miyim?
Evet. Rapor bağlayıcı değildir. İtirazın somut olması ve raporun eksik bıraktığı noktalara odaklanması gerekir. Gerekirse ek rapor veya yeni bir uzman incelemesi talep edilebilir. Genel nitelikte itirazlar sonuç vermez. İtiraz dilekçesinde raporun hangi olguyu incelemediği, hangi kişiyle görüşülmediği veya hangi belgeyi değerlendirmediği somut olarak gösterilmelidir.
Velayet davası için arabuluculuğa gitmek gerekiyor mu?
Hayır. Velayet, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri, kamu düzenine ilişkin bir konudur; bu nedenle velayetin kime ait olacağı arabuluculukla belirlenemez ve dava şartı arabuluculuk da uygulanmaz. Buna karşılık nafaka ve kişisel ilişki konularında tarafların anlaşması mahkemece dikkate alınabilir; anlaşma hâkim onayına sunulur.
Çocuk yurt dışına götürüldü, ne yapmalıyım?
Bu hâlde izlenecek yol velayet davası değil iadedir. Çocuk 1980 Lahey Sözleşmesi'ne taraf bir ülkeye götürülmüşse, 5717 sayılı Kanun uyarınca Adalet Bakanlığı merkezî makam sıfatıyla başvuruyu yürütür ve iade talebi çocuğun bulunduğu ülkede incelenir. Kanun on altı yaşını doldurmamış çocuklar bakımından uygulanır.
İade davasında mahkeme velayete de karar verir mi?
Hayır. 5717 sayılı Kanun m.12, iadeye karar verilmişse aynı hükümde velayete ilişkin karar verilemeyeceğini düzenler. Mahkeme çocuğun kiminle kalacağını değil, götürülmenin hukuka aykırı olup olmadığını inceler. Velayetin esası, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülke mahkemesinde görülür.
Yurt dışındaki mahkemenin verdiği velayet kararı Türkiye'de geçerli mi?
Kendiliğinden geçerli değildir. Karara Türkiye'de dayanılabilmesi için 5718 sayılı Kanun uyarınca tanıma kararı alınması gerekir; kararın icrası gerekiyorsa tenfiz istenir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Tanınmamış bir karara dayanarak açılan değiştirme davası sonuç doğurmaz.
Çocuğu teslim etmeyen ebeveyne ne yaptırım uygulanır?
Hak sahibi, aykırılığı öğrenmesinden itibaren bir ay içinde aile mahkemesine şikâyette bulunabilir. 5395 sayılı Kanun m.41/F, çocuk teslimine muhalefette üç aya kadar, kişisel ilişki kararına muhalefette üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörür. Aynı yaptırım, çocuğu süresinde geri getirmeyen hak sahibi için de uygulanabilir.
Velayet kararı kesinleşmeden okul ve pasaport işlemi yapabilir miyim?
Hayır. Kurumlar kesinleşme şerhi taşıyan kararı esas alır. Karar kesinleştikten sonra nüfus kaydına işlenir; okul nakli, pasaport başvurusu ve sağlık işlemlerinde velayet sahibinin yetkisi bu kayda göre belirlenir. Bu nedenle kesinleşme şerhinin alınması ihmal edilmemelidir.
#AileHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

Bilgileriniz KVKK kapsamında korunur, üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler