Boşanmada Düğünde Takılan Takılar: Ziynet Eşyalarının Hukuki Durumu
Aile Hukuku

Boşanmada Düğünde Takılan Takılar: Ziynet Eşyalarının Hukuki Durumu

05 Mayıs 2026 15 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
Boşanmada Düğünde Takılan Takılar: Ziynet Eşyalarının Hukuki Durumu

Ziynet eşyaları, boşanma davalarının en sık uyuşmazlık doğuran konularından biridir. Düğünde takılan altın, bilezik, kolye, küpe ve benzeri değerli takıların boşanma hâlinde kime ait olacağı, hem maddi değeri hem de duygusal yönü nedeniyle taraflar arasında ciddi çekişme yaratır. Bu eşyalar hukuken kişisel mal niteliğindedir; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220, kişisel kullanıma özgü eşyaları ve bir eşe ait değerleri kişisel mal sayar.

Uzun yıllar uygulanan "düğünde takılan tüm takılar kadına aittir" yaklaşımı, Yargıtay'ın 2024 yılındaki kararıyla önemli ölçüde değişmiştir. Artık yalnızca takının kime takıldığı değil; yöresel örf, tarafların anlaşması ve takının kime özgülendiği de değerlendirilmektedir. Aşağıda ziynet eşyalarının hukuki niteliğini, düğün takılarının kime ait olduğunu, ispat yükünü, iade davasının türlerini, zamanaşımını ve güncel Yargıtay yaklaşımını bulacaksınız.

Ziynet Eşyası Nedir?

Ziynet eşyası, ekonomik değeri olan ve süs amacıyla kullanılan altın, gümüş, pırlanta gibi değerli madenlerden yapılmış takıları ifade eder. Düğün ve nişan törenlerinde geline ve damada takılan bilezik, künye, kolye, küpe, yüzük ve çeyrek-tam altınlar bu kapsamdadır. Ziynet eşyaları, niteliği gereği kişisel mal sayılır ve evlilik içinde edinilen mallardan (edinilmiş mal) ayrı bir hukuki rejime tabidir.

Bu ayrım önemlidir: ziynet eşyalarının iadesi, mal rejiminin tasfiyesinden farklı bir taleptir. Mal paylaşımı edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde yürürken, ziynet eşyaları kişisel mal olduğu için doğrudan mülkiyet esasına göre, kime aitse ona iadesi gündeme gelir. Bu nedenle ziynet alacağı, boşanmadaki mal paylaşımından bağımsız olarak ileri sürülebilir. Ziynet talebinin reddedilmesi, mal rejimi tasfiyesine ilişkin hakları etkilemez; iki talep ayrı hukuki temellere dayanır.

Düğün Takıları Kime Aittir? Güncel Yargıtay Yaklaşımı

Düğün takılarının kime ait olduğu sorusu, Türk hukukunda uzun süre tartışılmıştır. Yargıtay yıllarca, "kim tarafından ve kime takıldığına bakılmaksızın düğünde takılan tüm takıların kadına ait olduğu" yönünde bir uygulama benimsemişti. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli kararıyla (2023/5704 E., 2024/2402 K.) bu yerleşik yaklaşımı değiştirmiştir.

Güncel içtihada göre artık tek ölçüt "kime takıldığı" değildir. Değerlendirmede yöresel örf ve âdet, taraflar arasındaki anlaşma ve ziynetin kime özgülendiği birlikte dikkate alınır. Bu yaklaşım, TMK m.6'daki ispat yükü ve TMK'nın kişisel mal anlayışıyla da uyumludur. Yargıtay'ın daha sonraki kararları da (örneğin 2024/6442 E., 2025/4430 K.) bu çizgiyi sürdürmüştür.

Bu çerçevede ayrım şöyle yapılır:

  • Kadının kullanımına özgü takılar (bilezik, kadın kolyesi, küpe gibi) kural olarak kadına ait sayılır.
  • Her iki cinsin de kullanabileceği ya da takı sandığına/torbasına atılan takılar, kural olarak kime takıldıysa ona ait kabul edilir.
  • Erkeğe özgü takılar (erkek künyesi, saat gibi) ise kural olarak erkeğe aittir.

Yöresel gelenekler de bu değerlendirmede rol oynar; örneğin Adana ve çevresindeki düğün âdetlerinde takıların kime özgülendiğine ilişkin yerleşik uygulamalar, somut olayda ölçüt olarak gözetilebilir.

İspat Yükü ve Karine

Ziynet uyuşmazlıklarında ispat, sonucu doğrudan belirler. Yerleşik kabule göre ziynet eşyalarının, boşanma sırasında kadının elinde ya da fiilî hâkimiyetinde bulunduğu bir karine olarak değerlendirilir. Yani olağan olan, takıların kadında olmasıdır; bunun aksini iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır. Bu, HMK m.190 ve TMK m.6'daki ispat yükü kuralının doğal sonucudur; iddiasını dayandıran taraf onu ispatla yükümlüdür. TMK m.222 ise belirli bir malın kişisel mal olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerektiğini düzenler.

Burada karşı-sezgisel bir nokta öne çıkar: kadın, ziynetlerin kendisinden alınıp iade edilmediğini ileri sürdüğünde, erkeğin bu eşyaları "iade edilmemek üzere" veya rızayla aldığını ispatlaması beklenir. Erkek, ziynetlerin kendi himayesine girdiğini kabul ediyorsa, bunları iade etmemek üzere ya da ortak ihtiyaç için rızayla bozdurulduğunu kanıtlamalıdır. Aksi hâlde iade yükümlülüğü doğar. Bu ispat dengesi, uygulamada davaların kaderini belirleyen en kritik unsurdur.

Deliller

Ziynet eşyası davasında her türlü delile başvurulabilir. Tanık beyanları, düğün fotoğraf ve videoları, takı listeleri, sosyal medya paylaşımları, banka kayıtları (bozdurma veya satış işlemleri) ve gerektiğinde bilirkişi raporu delil olarak sunulabilir. Düğün görüntüleri, hangi takının kime takıldığını göstermesi bakımından özellikle değerlidir. Takıların düğünde sergilenmesi, takı merasiminin kaydedilmesi ve sonradan kimde kaldığına ilişkin tanıkların belirlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkta ispatı kolaylaştırır.

Tanık deliline başvurulduğunda, tanıkların olayları doğrudan bilmesi ve beyanlarının somut olgulara dayanması beklenir. Takıların cinsini, adedini ve niteliğini açıkça ortaya koyan bir liste hazırlanması, davanın sağlıklı yürümesini kolaylaştırır. Soyut ve genel ifadeler, hâkim nezdinde sınırlı değer taşır.

Deliller arasında bir öncelik sırası da gözetilir. Düğün videosunda takının kime takıldığının ve cinsinin açıkça görülmesi, tek başına güçlü bir delildir; nitekim hangi takının kimin yakasına ya da bileğine takıldığı görüntüden anlaşılabilir. Banka kayıtları ise takıların evlilik içinde bozdurulup bozdurulmadığını, bozdurma tarihini ve tutarını gösterir; altın hesabı, döviz alım-satım dekontu ve kuyumcu satış belgeleri bu yönden işe yarar. Fotoğraflar adet ve niteliği destekler ama tek başına bozdurmayı kanıtlamaz. Tanık beyanı ise diğer delilleri tamamlayıcı niteliktedir; örf ve âdetin ne yönde olduğunu da çoğu kez tanıkla ortaya konur.

Ziynet Eşyası ile Çeyiz Eşyası Arasındaki Fark

Uygulamada ziynet eşyası ile çeyiz eşyası sıkça karıştırılır; oysa ikisi farklı taleplerdir. Ziynet eşyası, altın ve değerli takıları kapsar ve doğrudan değerli maden niteliği taşır. Çeyiz eşyası ise evlilik için hazırlanan beyaz eşya, mobilya, ev tekstili gibi kullanım eşyalarını ifade eder. Her iki talep de kişisel mal esasına dayanır; ancak ispat biçimleri ve değerlendirme ölçütleri farklıdır.

Çeyiz eşyasında, eşyanın kim tarafından getirildiği ve evlilik konutunda kimde kaldığı önem taşır. Ziynet eşyasında ise takının niteliği, kime özgülendiği ve kimin elinde bulunduğu öne çıkar. İki talep aynı davada birlikte ileri sürülebilir; bu durumda her bir kalem ayrı ayrı listelenmeli ve ayrı ayrı delillendirilmelidir. Karışıklık, çoğu kez taleplerin yetersiz ayrıştırılmasından ve hangi eşyanın hangi kategoriye girdiğinin net belirtilmemesinden doğar.

Aynen İade, Bedel Talebi ve Zamanaşımı

Ziynet alacağı iki biçimde talep edilebilir: takıların aynen (fiziken) iadesi ya da bunların bedelinin ödenmesi. Davacı, dilerse takıların aynen iadesini, bu mümkün değilse dava tarihindeki değeri üzerinden bedelini talep edebilir. Talebin bu iki seçeneği de içerecek biçimde (aynen iade, mümkün olmazsa bedel) kurulması, uygulamada hak kaybını önler.

Zamanaşımı bakımından önemli bir ayrım vardır. Takıların aynen iadesi mülkiyet hakkına dayandığından kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Buna karşılık bedel talebi, genel alacak zamanaşımı çerçevesinde değerlendirilir; uygulamada Türk Borçlar Kanunu m.146'daki on yıllık zamanaşımı esas alınır ve süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Bu konuda farklı görüşler bulunduğundan, sürenin somut olayda dikkatle hesaplanması gerekir.

Ziynetin Bozdurulması ve Ortak Harcama İddiası

Evlilik içinde ziynet eşyalarının bozdurularak ev, araç, borç ödemesi gibi ortak ihtiyaçlar için harcandığı sıkça ileri sürülür. Burada belirleyici olan, bu harcamanın takı sahibinin rızasıyla ve iade beklentisi olmaksızın yapılıp yapılmadığıdır. Takılar, sahibinin açık rızasıyla ve karşılıksız biçimde ortak ihtiyaca harcanmışsa iade yükümlülüğü doğmayabilir.

Buna karşılık, takıların rıza olmadan ya da iade vaadiyle alınıp harcandığı durumlarda iade ya da bedel borcu doğar. İspat yükü, bu noktada takıları kullandığını kabul eden tarafa geçer. Uygulamada bu tür iddialar, banka kayıtları, satış belgeleri ve tanık beyanlarıyla değerlendirilir; soyut "evin ihtiyaçları için harcandı" savunması tek başına yeterli görülmez.

Ziynet Davası Ne Zaman ve Nasıl Açılır?

Ziynet eşyası talebi, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Boşanma davasıyla birlikte talep edilmesi, hem usul ekonomisi hem de delillerin birlikte toplanması açısından çoğu kez pratiktir. Ayrı dava açılacaksa, bedel talebinde zamanaşımı süresinin gözetilmesi şarttır.

Dava, ziynet eşyalarının cinsini, miktarını, niteliğini ve değerini içeren bir dilekçeyle açılır; talep aynen iade ve bedel seçeneklerini kapsamalıdır. Harç, talep edilen değer üzerinden nispi olarak hesaplanır. Bu nedenle talep edilen ziynetlerin toplam değerinin dilekçede gerçeğe uygun biçimde gösterilmesi önemlidir; eksik gösterim sonradan harç tamamlama yükümlülüğü doğurur. 2026 yılı için başvurma harcı ile gider avansı yatırılır; bedel talebi nispi harca tabidir.

Anlaşmalı Boşanmada Ziynet Eşyaları

Anlaşmalı boşanmada ziynet eşyaları, taraflar arasında düzenlenen protokolde açıkça çözüme bağlanmalıdır. Protokolde ziynet eşyalarına ilişkin bir düzenleme yer almıyorsa ya da taraflar karşılıklı olarak ziynet taleplerinden feragat etmişse, sonradan ayrı bir ziynet davası açmak çoğu zaman mümkün olmaz. Bu nedenle protokol hazırlanırken ziynet konusunun ya açıkça düzenlenmesi ya da bilinçli biçimde dışarıda bırakılması gerekir.

Burada gözden kaçan bir tehlike vardır: anlaşmalı boşanma protokolünde "tarafların birbirinden başkaca bir talebi yoktur" gibi genel bir feragat ifadesi, ziynet alacağını da kapsayacak biçimde yorumlanabilir. Bu durumda sonradan ziynet talebinde bulunan taraf, feragat nedeniyle hak kaybına uğrayabilir. Bu yüzden protokoldeki feragat ifadelerinin kapsamı dikkatle belirlenmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ziynet eşyası davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu görev, davanın eşler arasındaki evlilik ilişkisinden kaynaklanmasından doğar. Yetkili mahkeme genel kurallara göre belirlenir; çoğu kez boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesi tercih edilir.

Adana'da yaşayan ve evliliği Adana'da kurulan eşler bakımından bu dava kural olarak Adana Aile Mahkemesinde görülür. Adana yargı çevresinde, ziynet talebi boşanma davasıyla birlikte açıldığında aynı dosya içinde değerlendirilir; ayrı dava yolu seçildiğinde ise yetki genel kurallara göre belirlenir.

Yargıtay'ın Ziynet Davalarına Yaklaşımı

Ziynet uyuşmazlıkları, uzun süre Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile alacak dairelerinin gündeminde kalmıştır. Yargıtay'ın güncel içtihadına göre, 2024 yılındaki içtihat değişikliğiyle birlikte düğün takılarının aidiyeti yalnızca "kime takıldığına" göre değil; takının kime özgü olduğu, yöresel örf ve tarafların iradesi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Kadının kullanımına özgü takılar kural olarak kadına ait sayılırken, her iki cinse hitap eden ya da ortak kullanıma atılan takılarda kime takıldığı ölçütü öne çıkar.

Yargıtay ayrıca, ziynetlerin kadında bulunduğu karinesini ve aksini ileri sürenin ispat yükü altında olduğunu istikrarla vurgular. Erkek, ziynetleri rızayla ve iade şartı olmaksızın aldığını ya da ortak ihtiyaç için harcandığını ispatlayamazsa iade yükümlülüğü doğar. Aile mahkemelerinin kuruluşu ve yargılama usulü ise 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile düzenlenir.

Ziynet Davalarında Sık Yapılan Hatalar

  1. Talebi yalnızca aynen iade ile sınırlamak: Takılar mevcut değilse iade imkânsızlaşır; talep, "aynen iade mümkün olmazsa bedel" biçiminde kurulmalıdır.
  2. Delil hazırlığını ihmal etmek: Düğün görüntüleri ve takı listesi olmadan iddia ispatı güçleşir.
  3. Zamanaşımını gözden kaçırmak: Bedel talebinde sürenin boşanmanın kesinleşmesinden işlediği unutulur.
  4. Mal paylaşımıyla karıştırmak: Ziynet kişisel maldır; edinilmiş mallara katılma rejiminden ayrı değerlendirilir.
  5. Yöresel örfü dikkate almamak: 2024 sonrası içtihatta takının kime özgülendiği ve yerel âdetler değerlendirmeye girer.

Sıkça Sorulan Sorular

Düğünde takılan tüm takılar kadına mı aittir?

Artık otomatik olarak değil. Yargıtay'ın 2024 tarihli içtihat değişikliğiyle, takının kime özgü olduğu, yöresel örf ve tarafların anlaşması birlikte değerlendirilir. Kadına özgü takılar kural olarak kadına aittir.

Ziynet eşyaları davası ne zaman açılır?

Boşanma davasıyla birlikte ya da boşanma kesinleştikten sonra ayrı dava olarak açılabilir. Bedel talebinde zamanaşımı süresi gözetilmelidir.

Takıları ispatlamak için ne gerekir?

Düğün fotoğraf ve videoları, tanık beyanları, takı listesi, banka ve bozdurma kayıtları delil olabilir. Ziynetin kadında bulunduğu karine sayılır; aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.

Takılar bozdurulduysa ne olur?

Aynen iade mümkün olmadığında, takıların dava tarihindeki değeri üzerinden bedel talep edilebilir. Erkek, takıları rızayla ve iade şartı olmaksızın aldığını ispatlayamazsa iade yükümlülüğü doğar.

Ziynet davasında görevli mahkeme hangisidir?

Aile mahkemesi görevlidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Ziynet eşyalarının değeri neye göre belirlenir?

Aynen iade mümkün değilse, takıların bedeli kural olarak dava tarihindeki rayiç değer üzerinden hesaplanır. Altının gram ve ayar bilgisi ile güncel piyasa değeri esas alınır; gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

Sonuç

Boşanmada ziynet eşyaları, kişisel mal niteliğinde olup mal paylaşımından ayrı bir taleptir. Düğün takılarının aidiyeti, Yargıtay'ın 2024 tarihli içtihat değişikliğiyle birlikte yalnızca "kime takıldığına" göre değil; takının kime özgü olduğu, yöresel örf ve tarafların iradesi birlikte değerlendirilerek belirlenir. İspat yükü dengesi, delillerin gücü ve talebin doğru kurulması davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.220 (kişisel mallar), m.222 (ispat), m.6 (ispat yükü).
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.146 (on yıllık genel zamanaşımı — bedel talebi).
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
  • Yargıtay, 04.04.2024, E.2023/5704
#AileHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

Bilgileriniz KVKK kapsamında korunur, üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler