Evlilik Sözleşmesi
Aile Hukuku

Evlilik Sözleşmesi

05 Mayıs 2026 15 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
Evlilik Sözleşmesi

Evlilik sözleşmesi, hukuki adıyla mal rejimi sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi hâlinde malvarlıklarının nasıl yönetileceğini ve paylaşılacağını önceden belirledikleri resmî bir sözleşmedir. Dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu oluşturur; kanun mal rejimlerini 202 ile 281. maddeleri arasında düzenler. Kamuoyunda "evlilik sözleşmesi" olarak bilinen bu belge, aslında yalnızca mal rejimini düzenleyebilir; eşlerin kişisel ilişkilerini, sadakat yükümlülüğünü ya da boşanma sebeplerini belirleyen hükümler içeremez.

Türk hukukunda evlilik sözleşmesi yapmak zorunlu değildir. Eşler bir sözleşme yapmazsa, kanunun öngördüğü yasal mal rejimi kendiliğinden uygulanır. Ancak eşler, malvarlıklarının paylaşımını farklı bir düzene bağlamak isterse, bunu yalnızca kanunun tanıdığı yol ve şekille yapabilir. Aşağıda evlilik sözleşmesinin türlerini, nasıl ve ne zaman yapıldığını, geçerlilik koşullarını, geçersizlik hâllerini ve mal rejiminin tasfiyesini bulacaksınız.

Evlilik Sözleşmesi Nedir? Kanuni Dayanak

Mal rejimi, eşlerin malvarlıkları arasındaki hukuki ilişkiyi ifade eder: hangi malın kime ait olduğu, kimin neyi yönetebileceği ve evlilik sona erdiğinde paylaşımın nasıl yapılacağı bu rejime göre belirlenir. TMK m.202, eşler bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkça aralarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağını öngörür. Evlilik sözleşmesi ise eşlere, bu yasal rejim yerine kanunda sayılan seçimlik rejimlerden birini benimseme imkânı tanır.

Önemli bir sınır vardır: eşler diledikleri her türlü düzenlemeyi yapamaz. TMK m.203 ve devamı, yalnızca kanunda öngörülen rejimlerin seçilebileceğini, bunların da ancak kanunun çizdiği çerçevede sınırlı biçimde değiştirilebileceğini düzenler. Yani taraflar "kendi rejimlerini" sıfırdan icat edemez; mevcut tipler arasından seçim yapar.

Mal Rejimi Türleri

Türk Medeni Kanunu dört mal rejimi tanır: biri yasal, üçü seçimliktir.

Mal RejimiKanuni DayanakTemel Özellik
Edinilmiş mallara katılma (yasal)TMK m.202 vd.Evlilikte edinilen malların artık değeri eşit paylaşılır
Mal ayrılığıTMK m.242 vd.Her eş kendi malının tek sahibidir; paylaşım yoktur
Paylaşmalı mal ayrılığıTMK m.244 vd.Kural mal ayrılığı; aileye özgülenen mallar paylaşılır
Mal ortaklığıTMK m.256 vd.Mallar ortaklık malvarlığında birleşir

Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada, evlilik içinde karşılığı verilerek edinilen mallar (çalışma kazancı, kira geliri, sosyal güvenlik ödemeleri gibi) edinilmiş mal sayılır. Rejim sona erdiğinde her eşin edinilmiş mallarının artık değeri hesaplanır ve TMK m.236 uyarınca kural olarak yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak bırakılır. Evlilik öncesi mallar, miras veya bağışla edinilenler ve kişisel kullanım eşyaları ise kişisel mal kabul edilir ve paylaşıma girmez.

Mal ayrılığı rejiminde ise eşlerden her biri kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını tek başına korur; evlilik sona erdiğinde herhangi bir katılma alacağı doğmaz. Paylaşmalı mal ayrılığı, mal ayrılığı ile katılma rejimi arasında bir orta yol gibidir: kural mal ayrılığı olmakla birlikte, aileye ve ortak yarara özgülenen mallar rejim sona erince eşit paylaştırılır. Mal ortaklığı ise eşlerin malvarlıklarını belirli oranlarda birleştirerek ortak bir malvarlığı oluşturduğu, uygulamada en az tercih edilen rejimdir.

Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Şekil Şartı

Evlilik sözleşmesi sıkı bir şekil şartına tabidir. TMK m.205 uyarınca mal rejimi sözleşmesi noterde yapılır; noterce ya düzenleme ya da onaylama biçiminde gerçekleştirilir. Düzenleme biçiminde sözleşme metni doğrudan noter tarafından oluşturulurken, onaylama biçiminde taraflarca (çoğu kez bir avukat desteğiyle) hazırlanan metin notere onaylatılır. Her iki yolda da sözleşmenin tarafların imzasını ve noter onayını taşıması zorunludur.

Burada en sık yapılan hata, eşlerin kendi aralarında yazıp imzaladıkları bir belgenin geçerli olacağını sanmasıdır. Resmî şekle uyulmadan yapılan, yani noter onayı taşımayan bir "evlilik sözleşmesi" hukuken geçersizdir ve hiçbir sonuç doğurmaz. Bu durumda eşler arasında, sözleşme hiç yapılmamış gibi yasal mal rejimi uygulanır. Sözleşmenin bizzat eşlerce imzalanması gerekir; kural olarak vekâletle imzalanması kabul edilmez.

Sözleşmeyi yapacak eşlerin ayırt etme gücüne sahip olması da gerekir (TMK m.204). Küçükler ve kısıtlılar bakımından yasal temsilcinin rızası aranır. Adana'da olduğu gibi her ilde, eşler herhangi bir noterde bu işlemi gerçekleştirebilir; sözleşmenin maliyeti, noter ücreti ile varsa avukatlık ücretinden oluşur. Noter ücretleri her yıl Türkiye Noterler Birliği tarifesine göre güncellenir; 2026 yılı için güncel tutar doğrudan noterden öğrenilebilir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Neden Yapılır?

Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma, eşlerin büyük bölümü için dengeli bir çözümdür; ancak her durum için uygun olmayabilir. Bağımsız bir işletmesi ya da mesleki faaliyeti bulunan, evlilik öncesinde önemli bir malvarlığına sahip olan veya ileride miras yoluyla büyük değerler edinmesi beklenen kişiler, malvarlığı ilişkisini önceden netleştirmek isteyebilir. Mal rejimi sözleşmesi, bu belirsizliği baştan gidererek olası bir tasfiye sürecini sadeleştirir.

Sözleşmenin sağladığı en somut yarar öngörülebilirliktir. Tarafların hangi malın kime ait olduğunu ve evlilik sona erdiğinde nasıl bir paylaşım yapılacağını önceden bilmesi, ileride yaşanabilecek uzun ve maliyetli tasfiye davalarının önüne geçebilir. Buna karşılık sözleşmenin sınırları da unutulmamalıdır: yalnızca malvarlığı ilişkisini düzenler, eşlerin kişisel hak ve yükümlülüklerine müdahale edemez. Bu nedenle sözleşme, bir "her şeyi çözen belge" değil, yalnızca mal rejimini belirleyen teknik bir araçtır.

Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılır?

Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce de sonra da yapılabilir (TMK m.203). Evlenmeden önce yapılacaksa, eşlere notere gitme imkânının yanında, evlendirme memuruna yazılı olarak hangi rejimi seçtiklerini beyan etme olanağı da tanınmıştır. Buna karşılık evlilik kurulduktan sonra rejim değiştirilecekse, bu yalnızca noterde yapılan bir sözleşmeyle mümkündür; evlendirme memuruna beyan yolu bu aşamada işlemez.

Sözleşmenin yürürlük anı da farklılık gösterir. Evlenmeden önce yapılan sözleşme, evlenme tarihinde hüküm doğurur; evlilik sırasında yapılan sözleşme ise imza tarihinden itibaren geçerli olur. Eşler, evlilik boyunca diledikleri zaman rejimi yeniden değiştirebilir; mal rejimi sözleşmesi tek seferlik ve geri dönülemez bir işlem değildir.

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması ya da çiftin yurtdışında yaşaması, sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak hangi hukukun uygulanacağı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu çerçevesinde belirlenir. Eşler belirli sınırlar içinde uygulanacak hukuku seçebilir. Çift yabancı bir ülke mahkemesinde boşanmışsa, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava açma süresi, kararın o ülkede kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar; bu nedenle yurtdışında boşanan eşlerin Türkiye'deki haklarını zamanında kullanması önem taşır.

Evlilik Sözleşmesiyle Neler Düzenlenebilir, Neler Düzenlenemez?

Evlilik sözleşmesinin kapsamı kanunla sınırlanmıştır ve yalnızca mal rejimine ilişkin konuları içerebilir. Eşler; hangi seçimlik rejimi benimsedikleri, kanunun izin verdiği ölçüde bazı malların kişisel mal sayılması, bir işletmeye ya da meslek icrasına ayrılan değerlerin durumu gibi mal varlığına dair noktaları düzenleyebilir.

Buna karşılık sözleşmeye konulamayacak hükümler vardır. Kişisel ilişkilere, sadakat yükümlülüğüne, çocuk sayısına, ev işlerinin paylaşımına ya da "boşanırsa şu cezayı öder" türünden cezai şartlara yer verilemez. Boşanmanın koşulları kanunla belirlenmiştir ve sözleşmeyle değiştirilemez. Bu tür hükümler yazılsa bile geçersiz sayılır; ahlaka ve kişilik haklarına aykırı düzenlemeler hukuki sonuç doğurmaz.

Evlilik Sözleşmesinin Geçersizliği ve İptali

Bir evlilik sözleşmesi, şekil şartına uyulmaması (noter onayının bulunmaması) hâlinde baştan geçersizdir. Bunun dışında, irade sakatlığı doğuran hâllerde — hata, hile (aldatma) veya korkutma (ikrah) — sözleşmenin iptali istenebilir. Örneğin bir eşin malvarlığı konusunda diğerini aldatarak imzalattığı sözleşme, hile nedeniyle iptale tabidir. Ayırt etme gücünden yoksun bir eşin yaptığı sözleşme de geçersizdir.

İptal davası, irade sakatlığının öğrenildiği ya da etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren işleyen sürelere tabidir. Bu nedenle sözleşmenin geçersizliğinden şüphelenen eşin zaman kaybetmemesi önemlidir; süre geçtikten sonra dava hakkı kullanılamaz hâle gelebilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Katılma Alacağı

Mal rejimi; boşanma, evliliğin iptali, ölüm ya da sözleşmeyle başka bir rejime geçiş hâllerinde sona erer ve tasfiye edilir. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada tasfiye, her eşin kişisel ve edinilmiş mallarının ayrılması, borçların düşülmesi ve artık değerin hesaplanmasıyla yürür. Hesaplanan artık değerin yarısı, diğer eşin katılma alacağını oluşturur (TMK m.236).

Tasfiye hesabı teknik bir konudur. Malların edinme tarihi, kaynağı, üzerindeki değer artışı ve eşin malvarlığına katkısı ayrı ayrı incelenir; uygulamada bu davalar bilirkişi raporuna dayanır. Evlilik sözleşmesiyle mal ayrılığı seçilmişse tasfiye çok daha basittir; çünkü paylaşılacak ortak bir artık değer doğmaz. İşte evlilik sözleşmesinin pratik önemi tam da burada görülür: rejim seçimi, ileride yaşanacak tasfiyenin kapsamını baştan belirler.

Katılma Alacağının Hesabı: Basit Bir Örnek

Edinilmiş mallara katılma rejiminin işleyişi, basit bir örnekle daha anlaşılır olur. Eşlerden biri evlilik içinde maaşıyla bir taşınmaz edinmiş, diğeri ise herhangi bir edinilmiş mal biriktirememiş olsun. Rejim sona erdiğinde, taşınmazı edinen eşin bu malı edinilmiş mal sayılır; üzerindeki borçlar düşülerek artık değeri hesaplanır ve bu değerin yarısı diğer eşin katılma alacağını oluşturur. Burada belirleyici olan, malın kimin adına tapuda kayıtlı olduğu değil, hangi kaynakla edinildiğidir.

Buna karşılık aynı taşınmaz, eşlerden birine evlilikten önce ait olsaydı ya da miras yoluyla edinilmiş olsaydı kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmezdi. Bir malın kişisel mı yoksa edinilmiş mal mı olduğunun ispatlanamaması hâlinde, kanun onu edinilmiş mal kabul etme yönünde bir karine öngörür. İşte mal rejimi sözleşmesi, bu hesabın kapsamını baştan değiştirme imkânı verir; örneğin mal ayrılığı seçilmişse böyle bir katılma alacağı hiç doğmaz.

Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığına Geçiş

Mal rejimi yalnızca sözleşmeyle değil, bazı hâllerde mahkeme kararıyla da değişebilir. TMK m.206, haklı bir sebebin varlığında eşlerden birinin talebiyle olağanüstü mal rejimine, yani mal ayrılığına geçilmesine imkân tanır. Örneğin bir eşin, diğerinin borçları yüzünden malvarlığının tehlikeye girmesi ya da rejimin yürütülmesini güçleştiren ciddi uyuşmazlıkların doğması, bu talebin dayanağı olabilir. Bu durumda hâkim, mevcut rejimi sona erdirerek eşler arasında mal ayrılığına hükmedebilir.

Bu yol, sözleşmeyle rejim değiştirme imkânı bulunmayan ya da eşinin rızasını alamayan taraf için bir güvence işlevi görür. Talebin kabulü, somut olayda haklı sebebin gerçekten bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine bağlıdır.

Görevli Mahkeme ve Yargıtay Yaklaşımı

Mal rejiminin tasfiyesinden ve katılma alacağından doğan davalar aile mahkemelerinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Adana'da yaşayan eşler bakımından bu davalar kural olarak Adana Aile Mahkemesinde açılır. Mal rejimi tasfiyesi davaları, parasal değeri nedeniyle nispi harca tabidir.

Üst derece denetiminde mal rejimi uyuşmazlıkları ağırlıkla Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından ele alınmıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, katılma alacağının hesabında malın edinme tarihi ve kaynağı belirleyicidir; bir malın kişisel mi yoksa edinilmiş mal mı olduğu ispatlanamıyorsa edinilmiş mal sayılması yönünde bir karine işler. Bu yaklaşım, kişisel mal iddiasında bulunan eşe ispat yükü yükler. Mal rejimi hukukunun teorik çerçevesi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi'nde yayımlanan edinilmiş mallara katılma rejimi üzerine akademik çalışmalarda ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

Evlilik Sözleşmesinde Sık Yapılan Hatalar

  1. Adi yazılı sözleşme yapmak: Noter onayı olmayan, eşlerin kendi yazıp imzaladığı belge geçersizdir.
  2. Mal rejimi dışı hükümler koymak: Sadakat, çocuk veya boşanma cezası gibi düzenlemeler hukuki sonuç doğurmaz.
  3. Rejimin tasfiyeye etkisini gözden kaçırmak: Hangi rejimin seçildiği, boşanmada paylaşımın kapsamını baştan belirler.
  4. Yürürlük anını karıştırmak: Evlilik öncesi sözleşme evlenmeyle, evlilik içi sözleşme imzayla yürürlüğe girer.
  5. Geçersizlik için süreyi kaçırmak: İrade sakatlığına dayalı iptal hakkı, kanuni süreler içinde kullanılmazsa düşer.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik sözleşmesi noter dışında yapılabilir mi?

Hayır. TMK m.205 uyarınca sözleşme noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılmalıdır. Evlenmeden önce ayrıca evlendirme memuruna yazılı rejim beyanı mümkündür.

Evlilikten sonra mal rejimi değiştirilebilir mi?

Evet. Eşler evlilik sırasında da noterde sözleşme yaparak rejim değiştirebilir. Bu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerli olur.

Evlilik sözleşmesiyle boşanma şartları belirlenebilir mi?

Hayır. Sözleşme yalnızca mal rejimini düzenler. Boşanma sebepleri ve sonuçları kanunla belirlenmiştir; sözleşmeyle değiştirilemez.

Sözleşme yapılmazsa hangi rejim uygulanır?

Sözleşme yapılmazsa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK m.202) kendiliğinden uygulanır.

Mal ayrılığı seçmek kimin için uygundur?

Eşlerin malvarlıklarını tümüyle ayrı tutmak istediği durumlar için uygundur; bu rejimde evlilik sona erdiğinde katılma alacağı doğmaz. Tercih, somut koşullara göre değerlendirilmelidir.

Sonuç

Evlilik sözleşmesi, eşlere yasal mal rejimi yerine kanunun tanıdığı seçimlik rejimlerden birini benimseme imkânı veren, noterde yapılması zorunlu bir mal rejimi sözleşmesidir. Geçerliliği şekil şartına bağlıdır; kapsamı mal rejimiyle sınırlıdır ve kişisel ilişkilere dair hükümler içeremez. Rejim seçimi, evlilik sona erdiğinde yapılacak tasfiyenin ve katılma alacağının kapsamını doğrudan belirler. Bu nedenle sözleşmenin içeriği kadar, doğru rejimin seçilmesi de önem taşır.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.202 (yasal rejim), m.203 (sözleşmenin zamanı), m.204-205 (ehliyet ve şekil), m.206 (olağanüstü mal rejimi/mahkeme kararıyla mal ayrılığı), m.236 (artık değere katılma), m.242 (mal ayrılığı), m.244 (paylaşmalı mal ayrılığı), m.256 (mal ortaklığı).
  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (yabancılık unsuru taşıyan mal rejimi ilişkileri).
  • Türkiye Noterler Birliği 2026 yılı noter ücret tarifesi (sözleşme maliyeti).
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, katılma alacağı ve tasfiyeye ilişkin yerleşik içtihat.
  • Bilge Öztan, Aile Hukuku (mal rejimleri doktrini).
#AileHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

Bilgileriniz KVKK kapsamında korunur, üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler