Boşanmada Krediyle Alınan Ev Nasıl Paylaşılır ? Mal Paylaşımı
Aile Hukuku

Boşanmada Krediyle Alınan Ev Nasıl Paylaşılır ? Mal Paylaşımı

05 Mayıs 2026 14 dk okuma Av. Mert Yaka Av. Mert Yaka
Okumaya Devam Et
Boşanmada Krediyle Alınan Ev Nasıl Paylaşılır ? Mal Paylaşımı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, evlilik içinde edinilen malların boşanmada nasıl paylaşılacağını edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerinde düzenler (m.218-241). Krediyle alınan ev mal paylaşımı ise bu davaların en çok çekişme yaratan başlığıdır; çünkü boşanmada en çok tartışılan değer çoğu zaman konut kredisiyle edinilen evdir. Tapunun kimin üzerine kayıtlı olduğu, kredinin hangi tarihte çekildiği, taksitlerin nasıl ödendiği ve borcun hâlâ sürüp sürmediği; bu soruların her biri paylaşımın sonucunu ayrı ayrı değiştirir.

Aşağıda yasal mal rejiminin işleyişini, evin edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı sayıldığını, tapunun kimde olmasının gerçekte ne ifade ettiğini, devam eden kredi ve ipoteğin hesabı nasıl etkilediğini, katılma alacağının ve değer artış payının nasıl hesaplandığını bulacaksınız. Adana Aile Mahkemesi'nde görülen mal rejimi davalarının önemli bölümü de tam olarak krediyle alınan konutlara ilişkin uyuşmazlıklardan oluşur.

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma

1 Ocak 2002'den sonra kurulan evliliklerde, eşler bir mal rejimi sözleşmesiyle aksini kararlaştırmadıkça yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır (Türk Medeni Kanunu m.202). Rejimin mantığı yalındır: evlilik süresince emek ve gelirle edinilen değerler, boşanmada kural olarak iki eş arasında yarı yarıya bölüşülür.

Rejim, malvarlığını iki gruba ayırır. Edinilmiş mallar (TMK m.219), eşlerin evlilik boyunca karşılığını vererek edindiği değerlerdir: maaş, ücret, ikramiye, serbest meslek geliri, sosyal güvenlik ödemeleri ve bunların yerine geçen mallar. Kişisel mallar (TMK m.220) ise evlilik öncesinden gelen mallar, miras veya bağış yoluyla kazanılan değerler ve yalnızca bir eşin kişisel kullanımına özgü eşyalardır. Paylaşıma kural olarak yalnızca edinilmiş mallar girer.

Kanun, yasal rejimin yanında üç seçimlik rejim de tanır: mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı. Eşler, evlenmeden önce ya da evlilik sürerken noterde düzenleyecekleri bir mal rejimi sözleşmesiyle bunlardan birini seçebilir. Örneğin mal ayrılığı seçilmişse, her eşin malı kendine kalır ve krediyle alınan ev için katılma alacağı gündeme gelmez. Bu nedenle krediyle alınan ev mal paylaşımı tartışmasından önce, ortada geçerli bir mal rejimi sözleşmesi olup olmadığı kontrol edilmelidir. Sözleşme yoksa kural yine edinilmiş mallara katılmadır.

Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir kural var. TMK m.222'ye göre, bir eşin sahip olduğu tüm malların edinilmiş mal olduğu kabul edilir; bir malın kişisel mal sayılmasını isteyen eş, bunu ispatla yükümlüdür. Yani "bu ev benim kişisel malım" demek yetmez; bu iddiayı belgeyle ortaya koymak gerekir. İspat yükünün bu şekilde dağılması, uygulamada davanın yönünü tek başına belirleyebilir.

Tapu Kimin Üzerine? Önemi Çoğu Kişinin Sandığından Az

En yaygın yanılgı, "ev kimin üzerine kayıtlıysa onundur" düşüncesidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde bu doğru değildir. Evlilik içinde, ortak yaşam sürerken edinilen bir ev, tapu eşlerden yalnızca birinin üzerine olsa bile edinilmiş mal sayılır. Bu nedenle diğer eş, evin mülkiyetine değil ama değerinin yarısına karşılık gelen bir alacağa hak kazanır. Bu alacağa katılma alacağı denir.

Paylaşım, evin fiziksel olarak ikiye bölünmesi değildir; çoğunlukla bir para alacağıdır. Tapu sahibi eş evi elinde tutmaya devam eder, diğer eşe payına düşen değeri öder. Tapunun kimde olduğu yalnızca mülkiyetin kimde kalacağını gösterir; diğer eşin alacak hakkını ortadan kaldırmaz. Tapuda hisse görünmeyen eş bile, evlilik içinde edinilen konut bakımından alacaklı konumundadır.

Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Paylaşımın temel kavramı katılma alacağıdır. Bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar ve varsa kişisel mallara yapılan denkleştirme kalemleri (TMK m.230) düşüldükten sonra kalan tutar artık değerdir (TMK m.231). Diğer eş, bu artık değerin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir (TMK m.236).

Hesap, somut bir örnekle daha anlaşılır olur. Diyelim ki bir eşin edinilmiş mallarının tasfiye tarihindeki toplam değeri 2.000.000 TL, bu mallara ilişkin borçlar ise 500.000 TL olsun. Artık değer 2.000.000 - 500.000 = 1.500.000 TL'dir. Diğer eşin katılma alacağı bunun yarısı, yani 750.000 TL olur. Krediyle alınan evde ise borç kalemi, ödenmemiş konut kredisidir; net değer bulunurken bu borç hesaba katılır.

İpotekli bir konutta paylaşım, malın güncel piyasa değerinden ipotek/kredi borcunun düşülmesiyle ulaşılan net değere göre yapılır. Net değer artık değeri oluşturur ve yarısı diğer eşin alacağı olur. İpoteğin bankaya tescilli olması, eşin alacak hakkını engellemez; yalnızca hesaba bir borç kalemi olarak girer.

Devam Eden Kredi: Hangi Tarih, Hangi Oran?

Boşanma davası açıldığında kredi hâlâ ödeniyorsa hesap incelir. Burada iki tarih kritik öneme sahiptir. Birincisi mal rejiminin sona erdiği tarihtir; bu, kural olarak boşanma davasının açıldığı gündür (TMK m.225). İkincisi tasfiye tarihidir; uygulamada genellikle karar tarihidir ve taşınmazın güncel rayiç değeri bu tarihe göre belirlenir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadıyla şekillenen hesap yönteminde sıra şöyledir. Önce, mal rejimi süresince ödenen kredi miktarının toplam kredi ödemesine oranı bulunur. Bu oran, taşınmazın tasfiye tarihindeki güncel değeriyle çarpılır ve çıkan tutar artık değer kabul edilir; bu değerin yarısı diğer eşin katılma alacağıdır. Mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz ödenmemiş kredi borcu ise toplam borca oranlanarak, taşınmazın güncel değerinden düşülür. Böylece evlilik içinde ödenen kısım paylaşıma girer, kalan borç ise net değeri azaltır.

Bu yöntem, 2024-2026 döneminde de Yargıtay'ın güncel kararlarında istikrarla uygulanmaktadır; daire, bilirkişinin oranlama yapmadan brüt değer üzerinden hesap kurmasını bozma sebebi sayar. Sayısal bir örnek bunu somutlaştırır. Diyelim ki ev 4.000.000 TL tasfiye değerinde, kredinin toplam vade boyunca ödenen tutarının yüzde 60'ı evlilik içinde ödenmiş olsun. Bu durumda paylaşıma esas değer 4.000.000 x 0,60 = 2.400.000 TL kabul edilir; katılma alacağı bunun yarısı, yani 1.200.000 TL olur. Evlilik öncesinde ödenen yüzde 40'lık kısım ise tapu sahibi eşin kişisel katkısı sayıldığından paylaşıma girmez.

Buradaki karşı-sezgisel nokta çok önemlidir. Dava açıldıktan sonra ödenen taksitler, kural olarak ortak paylaşıma değil, ödeyen eşe ait sayılır; çünkü mal rejimi dava tarihinde sona ermiştir. Krediyi tek başına ödemeye devam eden eş, bu ödemeleri için tasfiyede denkleştirme talep edebilir. Bu yüzden boşanma sürecinde taksitleri ödeyen eşin banka dekontlarını ve ödeme belgelerini eksiksiz saklaması, sonradan hak kaybı yaşamaması için belirleyicidir.

Evlilik Öncesi Krediyle Alınan Ev

Evden önce evlilik gelmediyse, yani ev evlilikten önce alındıysa durum değişir. Evlilik öncesinde krediyle alınan ve tek eş üzerine tapulu ev, kural olarak o eşin kişisel malıdır (TMK m.220) ve mülkiyeti paylaşıma tabi değildir. Ne var ki, kredinin taksitleri evlilik birliği süresince ortak gelirle ödenmeye devam etmişse, diğer eş bu ödemeler oranında hak kazanır.

Yargıtay, evlenmeden önce krediyle satın alınan konutun evlilik tarihinden sonra ödenen taksitlerinin edinilmiş mal sayılacağını ve boşanmada paylaşıma konu edileceğini kabul eder. Yani evin kendisi kişisel mal kalsa da, evlilik içinde ödenen taksitler diğer eşe alacak hakkı verir. Bu hak, somut olayın koşullarına göre katılma alacağı veya değer artış payı (TMK m.227) biçiminde ortaya çıkar. Aynı ilke, evlilikten önce peşinatı ödenip kalanı evlilikte taksitlendirilen konutlar için de geçerlidir: peşinat kişisel kalır, evlilik içi taksitler paylaşıma girer.

Değer Artış Payı ile Katkı Payı Farkı

İki kavram sık karıştırılır; oysa hangisinin gündeme geleceği talep edilecek tutarı doğrudan etkiler.

Değer artış payı (TMK m.227), bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, korunmasına veya iyileştirilmesine karşılıksız ve esaslı katkıda bulunması halinde devreye girer. Katkıda bulunan eş, malın tasfiyedeki güncel değerindeki artıştan katkısı oranında pay alır. Yani değer artış payı, paranın nominal tutarını değil, malın bugünkü değerindeki artışı esas alır. Bu da enflasyonist bir ekonomide katkıda bulunan eşi korur.

Katkı payı ise farklı bir döneme aittir. 1 Ocak 2002 öncesinde geçerli olan mal ayrılığı rejimi için gündeme gelir ve katkının nominal değeri ile sınırlıdır. Ayrıca katkı payında somut katkının ispatı aranır; oysa edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı, ayrıca bir katkı ispatı gerektirmeden kanundan doğar. 2002 sonrası kurulan evliliklerde asıl mekanizma bu nedenle katılma alacağı ve değer artış payıdır.

Mal Paylaşımı Davasında Süreç ve Görevli Mahkeme

Mal paylaşımı, hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Boşanma davası sürerken tasfiye talebi ileri sürülebilir; ancak bu dava, boşanma hükmü kesinleşmeden sonuçlandırılamaz.

Görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemesidir. Adana yargı çevresinde bu davalar Adana Aile Mahkemesi'nde görülür. Davada taşınmazın değeri için bilirkişi incelemesi ve gerektiğinde keşif yapılır; kredi ödemeleri, tapu kayıtları, banka hesap dökümleri ve sözleşmeler delil olarak değerlendirilir. Alacağın hesabı bu belgelere dayandığından, ödeme kayıtlarının ve hesap hareketlerinin eksiksiz toplanması ispat açısından kritiktir.

Sürecin tipik aşamaları şöyledir: dava dilekçesinin sunulması, karşı tarafa tebligat, dilekçeler teatisi, ön inceleme duruşması, tahkikat (bilirkişi ve keşif) ve karar. Karara karşı istinaf yolu açıktır; uyuşmazlık Adana Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili hukuk dairesinde incelenir.

KonuEsasDayanak
Görevli mahkemeAile mahkemesi4787 sayılı Kanun
Mal rejiminin sona erme tarihiBoşanma davasının açıldığı günTMK m.225
Taşınmazın değer tarihiTasfiye (karar) tarihiTMK m.235 / Yargıtay uygulaması
Katılma alacağı oranıArtık değerin yarısıTMK m.236
Zamanaşımı10 yıl (boşanmanın kesinleşmesinden)TBK m.146 / Yargıtay HGK

Zamanaşımı: Sessiz Kalmanın Bedeli

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı talebi süresiz değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu talebin TMK m.178'deki bir yıllık süreye değil, genel hükümlere tabi olduğunu benimser. Yerleşik içtihada göre uygulanacak süre, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıllık genel zamanaşımıdır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146).

Eşlerden biri öldüğünde de mal rejimi sona erer. Bu durumda sağ kalan eş, katılma alacağına mahsuben aile konutunun kendisine özgülenmesini isteyebilir (TMK m.240). Hayatta kalan eşin bu hakkı, mirasçıların payını da etkileyen önemli bir korumadır; krediyle alınan konutun aile konutu olması halinde özellikle gündeme gelir.

Sık Yapılan Hatalar

Bu konuda en sık görülen yanılgılar birkaç başlıkta toplanır.

Birincisi, "ev kimin üzerineyse onundur" sanmak. Edinilmiş mal, tapudan bağımsız olarak paylaşıma tabidir; tapunun tek bir eşte olması diğerinin alacağını silmez.

İkincisi, devam eden kredi borcunu hesaba katmamak. Borç düşülmeden, evin brüt değeri üzerinden yapılan paylaşım hatalıdır ve gerçek alacağı şişirir.

Üçüncüsü, dava açıldıktan sonra ödenen taksitlerin de ortak sayılacağını düşünmek. Mal rejimi dava tarihinde sona erdiğinden, bu ödemeler ödeyen eşe aittir ve denkleştirme konusudur.

Dördüncüsü, ödeme belgelerini saklamamak. Banka dekontları, kredi ödeme planı ve hesap dökümleri olmadan, hangi taksitin ne zaman ödendiğini ispatlamak güçleşir.

Beşincisi, alacağı zamanında talep etmemek. Boşanmanın kesinleşmesinin üzerinden on yıl geçtiğinde zamanaşımı işler; hakkını geç hatırlayan eş, geçerli bir alacağı sırf süre nedeniyle kaybedebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tapu kimin üzerineyse ev onun mu olur?

Mülkiyet tapu sahibinde kalır; ancak evlilik içinde edinilen ev edinilmiş mal sayıldığından (TMK m.219) diğer eş, değerin yarısına karşılık katılma alacağına hak kazanır (TMK m.236). Tapuda hisse görünmemesi alacak hakkını ortadan kaldırmaz.

Devam eden kredi paylaşımı nasıl etkiler?

Mal rejiminin sona erdiği tarihte ödenmemiş borç, toplam borca oranlanarak taşınmazın güncel değerinden düşülür; kalan net değer üzerinden hesap yapılır. Dava açıldıktan sonra ödenen taksitler ise ödeyen eşe ait sayılır.

Evlilik öncesi kredili ev paylaşılır mı?

Evin mülkiyeti kişisel maldır (TMK m.220); fakat evlilik içinde ortak gelirle ödenen taksitler edinilmiş mal kabul edilir ve diğer eşe alacak hakkı doğurur. Yargıtay bu taksitleri paylaşıma konu kabul eder.

Mal paylaşımında hangi tarih esas alınır?

Mal rejimi, kural olarak boşanma davasının açıldığı gün sona erer (TMK m.225); evin değeri ise tasfiye (karar) tarihine göre belirlenir. Bu iki tarih arasındaki değer artışı hesaba yansır.

Mal paylaşımı davası ne zaman ve nerede açılır?

Boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kesinleştikten sonra on yıl içinde aile mahkemesinde açılabilir. Süre kaçırılırsa alacak zamanaşımına uğrar.

Sonuç

Krediyle alınan evin boşanmada paylaşımı, tapunun kimde olduğuna değil; evin edinilmiş mal olup olmadığına ve kredinin nasıl, ne zaman ödendiğine bağlıdır. Evlilik içinde edinilen ev, tapu kimde olursa olsun paylaşıma tabidir; devam eden kredi borcu hesaba katılır ve net değerin yarısı diğer eşin alacağı olur. Mal rejiminin dava tarihinde sona ermesi, sonradan ödenen taksitlerin akıbetini belirler; on yıllık zamanaşımı ise hakkın ne zamana kadar ileri sürülebileceğini gösterir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.202, m.219, m.220, m.222, m.225, m.227, m.230, m.231, m.236, m.240 (mevzuat.gov.tr)
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.146 (genel zamanaşımı)
  • T.C. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu — mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı hesabı ve kredili taşınmazda oranlama yöntemine ilişkin yerleşik içtihat (karararama.yargitay.gov.tr)
  • Dural, M. / Öğüz, T., Türk Özel Hukuku – Aile Hukuku, mal rejimleri bölümü

Sık Sorulan Sorular

Tapu kimin üzerineyse ev onun mu olur?
Hayır. Evlilik içinde edinilen ev, tapu kimin üzerine olursa olsun edinilmiş mal sayılır (TMK m.219) ve artık değerinin yarısı diğer eşin katılma alacağıdır (TMK m.236).
Devam eden konut kredisi paylaşımı nasıl etkiler?
Mal rejiminin sona erdiği tarihte ödenmemiş kredi borcu, toplam borca oranlanarak taşınmazın güncel değerinden düşülür; kalan net değer üzerinden artık değer hesaplanır.
Evlilik öncesi kredili alınan ev paylaşılır mı?
Evin mülkiyeti kişisel maldır (TMK m.220); ancak evlilik içinde ortak gelirle ödenen taksitler edinilmiş mal kabul edilir ve diğer eşe katılma alacağı veya değer artış payı hakkı doğurur.
Mal paylaşımında hangi tarih esas alınır?
Mal rejimi, kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225); taşınmazın değeri ise tasfiye (karar) tarihindeki rayiç bedele göre belirlenir.
Mal paylaşımı davasında zamanaşımı kaç yıldır?
Yargıtay yerleşik içtihadına göre katılma alacağı talebi, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146).
#AileHukuku #Hukuk

Yorumlar

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.

Bilgileriniz KVKK kapsamında korunur, üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Okumaya Devam Et

İlgili Makaleler